Threatener türkçesi Threatener nedir
- Tehdit eden kimse.
- Gözünü korkutan kimse.
Threatener ingilizcede ne demek, Threatener nerede nasıl kullanılır?
Threateners : Gözünü korkutan kimse. Tehdit eden kimse.
Threatened : Riske atılmış. Gözü korkutulmuş. Korkmuş. Tehdit edilmiş.
Threatened abortion : Düşük tehdidi.
Threatened with a lawsuit : Eğer talepleri yerine getirilmezse dava açmakla korkutmuş. Dava açmakla tehdit etmiş.
Threaten : Tehlike belirtisi olmak. -e işaret etmek. Gözünü korkutmak. Tehditte bulunmak. Tehdit etmek. Habercisi olmak. Gözdağı vermek. Korkutmak.
Threat and risk assessment : Tehdit ve risk değerlendirme.
Threat agent : Tehdit etmeni. Tehdit etkeni.
Threatening : Tehdit eden. Gözdağı verme. Korkutucu. Tehdit etme. Tehdit edici. Tehditkar. Endişe verici. Tehdit. Korkutma.
Threateningly : Riskli bir şekilde. Gözünü korkutan bir tarzda. Tehditkar bir biçimde. Tehditkar bir şekilde. Güvenli olmayan bir şekilde.
Threat monitoring : Tehdit gözetleme. Tehdit gözleme.
İngilizce Threatener Türkçe anlamı, Threatener eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Threatener ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Imperil : Tehlikeye düşürmek. Tehlikeye atmak. Tehlikeye sokmak.
Offer : Sunu. Fiyat teklifi. Adamak. Ortaya çıkmak. Vermek. Gerek. İkram etmek. Sözleşmeyi yapabilmek için karşılıklı olarak ileri sürülen gerekli istem. Teklif etmek. Yazılı veya sözlü bir sözleşmenin bağıtlanabilmesi için karşı tarafa yapılması gerekli ilk irade bildirimi.
Warn : İhtar vermek. İhtarda bulunmak. Uyarmak. İhtar etmek. Haber vermek. Tembih etmek. İkaz etmek. Öğütlemek. İhbar etmek. İkazda bulunmak.
Sandbaggers : Kum torbaları ile takviye eden kimse. Bir başkasını birşey yapmaya mecbur eden kimse.
Peril : Tehlike doğuran nedenler. Tehlikeye atmak. Risk. Tehlike. Vahamet. Muhatara. Tehlikeye uğrama. Zarar doğuran nedenler.
Menace : Gözdağı vermek. Korku. Çok yaramaz çocuk. Tehdit eden şey. Tehdit. Tehdit etmek. Tehlike. Haylaz çocuk. Başbelası. Gözdağı.
Exist : Meri olmak. Yaşamak. Kalmak. Hayatta olmak. Kaim olmak. Olmak. Mevcut olmak. Var olmak. Geçinmek. Bulunmak.
Be : Anlamına gelmek. Olmak. -dı. -dır. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -di. -dir. Var olmak. Bulunmak. Kalmak.
Jeopardise : Tehlike yaratmak. Tehlikeye atmak. -in başarısını tehlikeye atmak (ayrıca jeopardize). Tehlikeye sokmak. -in emniyetini veya güvenliğini tehlikeye atmak. Tehlikeli duruma sokmak. Tehlikeli durumda bırakmak. Tehlikeye koymak. Riske atmak. Birini tehlikeye atmak.
Threatener synonyms : threateners, sandbagger, endanger, jeopardize.
Threatener zıt anlamlı kelimeler, Threatener kelime anlamı
Invulnerable : Dayanıklı. Kurşun işlemez. Sağlam. İncitilemez. Yaralanamaz. Zarar görmekten veya yaralanmaktan tamamen korunmuş. Zapt edilmez. Ele geçirilmez (yer). Gayet sağlam. Zarar görmez.
Threatener ingilizce tanımı, definition of Threatener
Threatener kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who threatens.

Bu kısımda Threatener kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Threatener ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Threatener anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Threatener ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.