Tickle türkçesi Tickle nedir

Tickle ile ilgili cümleler

English: Ali is a stickler for the rules.
Turkish: Ali kurallara karşı titizdir.

English: He's tickled pink.
Turkish: O zevkten dört köşe.

English: My formidable grandmother was such a stickler for language that whenever she heard someone ask "Can I…" she would interrupt and snap back at them, "I don't know, can you? If you don't know yourself how would I know what you're capable of? If you're asking permission say 'May I…' "
Turkish: Benim müthiş büyükannem dil için öylesine titizdi ki ne zaman birinin "Can I.."ile soru sorduğunu duysa onların sözünü keser ve ani reaksiyon gösterirdi, "ben bilmiyorum, sen? Neyi yapabildiğini kendin bilmiyorsan ben nasıl bilirim? Eğer izin istiyorsan 'May I...' de"

English: I'm tickled pink to be here.
Turkish: Burada olduğum için zevkten dört köşe oldum.

English: Ali is usually a stickler for the rules.
Turkish: Ali genellikle kurallara bağlıdır.

Tickle ingilizcede ne demek, Tickle nerede nasıl kullanılır?

Tickle a trout : Eli ile alabalık tutmak.

Tickle the ivories : Tuşları tıngırdatmak. Piyano tıngırdatmak. Piyano çalmak. Piyanoyu tıngırdatmak.

Tickle to death : Kontrolsüz şekilde güldürmek. Çok gülmek. Ölümüne gıdıklamak.

 

Tickle up : Teşvik etmek. Heyecanlandırmak.

Tickled : Gıdıklamak. Eğlendirmek. Güldürmek. Gıdıklanmak.

Ticklers : Karbüratör düğmesi. Borç defteri. Vade defteri. Güç durum. Muhtıra defteri. Hatırlatıcı. Nazik mesele. Senet vadelerini gösteren defter veya dosya biçiminde düzenlenen dosya.

Be tickled pink : İki seksen uzanmak. Zevkten dört köşe olmak.

Tickled to death : Çok sevinçli. Zevkten dört köşe. Kontrolsüz şekilde gülen. Gülmekten ölen.

Tickler coil : Reaksiyon bobini.

Tickler file : Borçların vadelerini gösteren biçimde düzenlenen dosya. Memorandum dosyası.

İngilizce Tickle Türkçe anlamı, Tickle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tickle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cackles : Gürültülü bir şekilde konuşmak. Çenesi düşmek. Kıkırdamak. Çenesi durmamak. Kıkır kıkır gülmek. Gıdaklamak. (tavuk) gıdaklamak. Laflamak. Gevezelik etmek.

Humours : Huyuna suyuna gitmek. Kaprisine boyun eğmek. Suyuna gitmek. Hoşuna gitmek. Alttan almak. Ayak uydurmak. Huyuna gitmek. Mizah.

Amuse : Neşelendirmek. Avundurmak. Hoşafına gitmek. Eğlendirme. Avutmak. Oyalamak. Kırıp geçirmek.

Amuses : Avundurmak. Hoşafına gitmek. Neşelendirmek. Kırıp geçirmek. Avutmak. Oyalamak. Eğlendirme.

Touch : Ellemek. Temas etmek. İncitmek. Kırmak. Kullanmak. Dokunma duyusu. Duygulandırmak. Yandışı. Teğet geçmek. Para sızdırmak.

Titillate : İçini gıcıklamak. İcini gıcıklamak. Zevk vermek. Zevklendirmek. Coşturmak. Zevkini okşamak. Heyecanlandırmak.

Clucks : Gıdaklamak. Avanak. Gıdaklama. Aptal kimse.

 

Tickling : Gıdıklanan.

Thrill : Korku. Heyecanlandırmak. Titremek. Etkilemek. Heyecan. Titreme. Heyecan verici şey. Heyecanlanmak. Büyük heyecan duymak. Büyük heyecan.

Titillates : Zevk vermek. Zevkini okşamak. Heyecanlandırmak. İçini gıcıklamak.

Tickle synonyms : clucked, titillation, crabbier, killjoy, entertains, make a cluck, entertain, humouring, shake, humoring, bitchy, excite, nerd, stimulate, set somebody laughing, nerds, tickles, allergy, clucking, shake up, be tickled, stir, crabbiest, cluck, touching, humour, humor, feast, stinkers, killjoys, divert, feasted, tickled.

Tickle ingilizce tanımı, definition of Tickle

Tickle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Ticklish. To touch lightly, so as to produce a peculiar thrilling sensation, which commonly causes laughter, and a kind of spasm which become dengerous if too long protracted. Easily tickled. To feel titillation.