To go out türkçesi To go out nedir

To go out ile ilgili cümleler

English: Ali advised Mary not to go out after dark.
Turkish: Ali Mary'ye hava karardıktan sonra dışarı çıkmamasını tavsiye etti.

English: Ali and Mary used to go out together.
Turkish: Ali ve Mary birlikte dışarı çıkarlardı.

English: Ali didn't know why Mary refused to go out with him.
Turkish: Ali Mary'nin neden onunla dışarı çıkmayı reddettiğini bilmiyordu.

English: Ali decided it would be wiser to study than to go out with friends.
Turkish: Ali arkadaşlarla dışarı gitmektense ders çalışmanın daha akıllıca olacağını karar verdi.

English: Ali asked Mary to go out to have dinner with him.
Turkish: Ali kendisiyle akşam yemeği yemesi için Mary'nin dışarı çıkmasını istedi.

To go out ingilizcede ne demek, To go out nerede nasıl kullanılır?

To : Kadar. Kala. E. -mek -mak (mastar). İla. -e kadar. İle. Arasında. E doğru. Karşı.

Go : Olmak. Uymak. Girmek. Haline gelmek. Tükenmek. Bahse girmek. Hareket etmek. Girişim. Yayılmak. Canlılık.

Out : Dışarıda. Kovmak. Çıkış. Yanmak. Bayılmak. Meydana çıkmak. Nakavt etmek. Kendini belli etmek. Çıkarmak. Dışarı atmak.

To go blind : Kör olmak. Görme yeteneğini kaybetmek. Görüşünü kaybetmek.

 

To go far : Sınırı aşmak. Abartmak. Çizgiyi geçmek. Fazla ileri gitmek.

I prefer to go by plane : Uçakla gitmeyi tercih ederim.

I have to go : Gitmek zorundayım. Çıkmalıyım. Gitmem lazım. Gitmek gerekiyor. Gitmem gerek.

I prefer to go by train : Trenle gitmeyi tercih ederim.

Have to go : Sıkışmak.

I want to go sightseeing : Bir gezi yapmak istiyorum.

İngilizce To go out Türkçe anlamı, To go out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak To go out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bump up : Artmak. Yükseltmek. Yükselmek. Fırlamak. Artırmak.

Ascends : Yükselmek. Tırmanmak. Ziyadeleşmek. Pesten tize geçmek (müzik terimi). Tahta çıkmak. Artmak. Yukarı çıkmak. Ağmak. Çıkmak (tahta).

Pop out : Fırlamak. Aniden çekip gitmek. Yırtık dondan çıkmak. Yuvasından fırlamak (göz). Ağızdan kaçmak. Atmak. Birdenbire çıkmak.

Climbed : Aşama kaydetmek. Yükselmek. Sarılarak tırmanmak. Tırmanmak.

Absquatulation : Hızlı bir şekilde ayrılmak. Kaçmak. Bir yerden aceleyle ayrılma. Bir yere beklenmedik bir şekilde ve izinsiz gitmek.

Apostatized : Dönmek (din). Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dinden dönmek.

Apostatise : Dinden dönmek. Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). İlkelerine sadakatsiz olmak (ayrıca apostatize). Dininden vazgeçmek.

Break away : Fırlamak. Kaçıp kurtulmak. Kaçmak. Kopmak. Sıvışmak. Kurtulmak. Kirişi kırmak.

Chuck : Kusarak çıkarmak. Dışarı atmak. İstifra etmek. Atma. Çenesini okşama. Vazgeçmek. Atış. Fırlatma. Son vermek. Kavrama.

Move out : Taşınmak. Evden taşınmak.

To go out synonyms : cast aside, go out, break up, break with, desolates, abandons, desolating, cedes, break out, deserting, apostatize, protruded, desolate, absent oneself, be separated, come about, protrude, cede, desolated, climbs, ascended, ceded, become of, come away, bow out of, apostatizes, climb, go abroad, broken through, chock up, ceding, step out, come of.