To waste time türkçesi To waste time nedir

  • Oyalanmak.
  • Tamamlanmamış bir görevi yerine getirmeksizin zamanın geçmesine sebep olmak.
  • Zamanı boşa harcamak.
  • Geciktirmek.
  • Ağırdan almak.
  • Zaman harcamak.

To waste time ile ilgili cümleler

English: I'm not going to waste time.
Turkish: Zaman harcamayacağım.

English: Life is too short to waste time hating anyone.
Turkish: Hayat birinden nefret ederek boşa zaman harcamak için çok kısa.

English: Ali said he didn't want to waste time arguing.
Turkish: Ali tartışarak zaman israf etmek istemediğini söyledi.

English: Let's hurry so as not to waste time.
Turkish: Zamanı boşa harcamamak için acele edelim.

English: I don't want to waste time talking to Tom.
Turkish: Tom'la konuşarak vakit harcamak istemiyorum.

To waste time ingilizcede ne demek, To waste time nerede nasıl kullanılır?

To : Kadar. Karşı. -mek -mak (mastar). Ya. Oranla. Arasında. Göre. E doğru. -e kadar. -e göre.

Waste : Kasvetli. Çarçur etmek. Boşa harcanan. İsraf etmek. Artık. Boş. Aşınmak. Kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Atık. Ekilmemiş.

Time : Zamanlama yapmak. Zamanlamak. Yerbilim zamanı. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. -in zamanını ölçmek. Saat tutmak. Defa. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Süre tutmak. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi.

 

Go to waste : Çöpe atmak. Heder olmak. İsraf olmak. Ziyan olmak. Heba olmak. Boşa gitmek. Çöpe gitmek.

Run to waste : Ziyan olmak. İsraf olmak.

Waste time : Vakit harcamak. Oyalanmak. Boşa vakit harcamak. Zaman harcamak. Boşa zaman harcamak. Siftinmek.

İngilizce To waste time Türkçe anlamı, To waste time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak To waste time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bum around : Boş boş gezinmek. Aylakça zaman harcamak. Aylak aylak dolaşmak. Başıboş dolaşmak. Başıboş takılmak. Serserilik etmek. Aylaklık etmek.

Go slow : Yavaşlatmak. İşi ağırdan alma. Yavaştan almak. İş yavaşlatma eylemi. Acele etmemek.

Detain : Mahrum etmek. Gözaltına almak. Engellemek. Yubatmak. Hapsetmek. İzinsiz bırakmak. Alıkoymak. Saklamak. Durdurmak.

Buy time : Zaman kazanmak. Vakit kazanmak. Vakit geçirmek.

Dillydally : Ayak sürümek. Zaman geçirmek. (argo) oyalanmak. Başka bir zamana bırakmak. Vakit öldürmek. Ağır davranmak. Ertelemek. Sallanmak.

Be amusing : Eğlenmek.

Be amused : Eğlenmek.

Daff : Başından atmak. Aptalca davranmak. Üşengeçlik etmek. Üstünden atmak. Korkutmak. Gözünü korkutmak. Mankafa. Bir kenara atmak.

Detains : İzinsiz bırakmak. Mahrum etmek. Gözaltına almak. Engellemek. Hapsetmek. Durdurmak. Oyalamak. Tutmak. Alıkoymak.

Lollygags : Boş dolaşmak. Aylakça dolaşmak. Zaman öldürmek. Flört etmek (argo terim). Boş boş oturmak. Boşa zaman harcamak.

 

To waste time synonyms : dawdle away, dallying, amuse oneself, adjourns, delay, dallies, adjourned, dragged, dawdled, dillydallies, drags, filibustered, dally, defers, procrastinated, belate, play for time, adjourn, fool around, be pleased with, filibuster, defer, dillydallied, hold off, drag, dawdle along, waste time, burn daylight, dawdles, pass the time, spend time, dallied, expend time.