Tolerated türkçesi Tolerated nedir

Tolerated ile ilgili cümleler

English: Intolerance will not be tolerated.
Turkish: Hoşgörüsüzlük hoşgörülmeyecek.

English: Bullying won't be tolerated.
Turkish: Zorbalığa katlanılmayacak.

English: Slanderous, defamatory, obscene, indecent, lewd, pornographic, violent, abusive, insulting, threatening and harassing comments are not tolerated.
Turkish: İftira niteliğinde, küçük düşürücü, müstehcen, uygunsuz, iffetsiz, pornografik, şiddet, suistimal, hakaret, tehdit ve taciz yorumlarına katlanılmaz.

English: This will not be tolerated.
Turkish: Buna katlanılmayacak.

English: Disrespectful comments will not be tolerated.
Turkish: Saygısız yorumlara müsamaha gösterilmeyecektir.

Tolerated ingilizcede ne demek, Tolerated nerede nasıl kullanılır?

Well tolerated : İyi tolere edilen. İyi tolere edilmiş.

Be unable to tolerate : Çekememek.

Tolerate : Takat getirmek. Tahammül etmek. Göz yummak. Katlanmak. Müsamaha etmek. Boşluk bırakmak. Hoş görmek. Hazmetmek. Tahammül etmek (organizma vb). Dayanmak.

Tolerates : Acıya dayanmak. Göz yummak. Tolere etmek. Takat getirmek. Tahammül etmek (organizma vb). Müsamaha etmek. Dayanmak. İdare etmek. Hazmetmek. Hoşgörmek.

 

Tolerating : Acıya dayanmak. Tolere etmek. Boşluk bırakmak. Tahammül etmek. Göz yummak. Takat getirmek. Hoşgörmek. Müsamaha etmek. Katlanmak. Dayanmak.

Toleration : Müsaade. Müsaade etme. Göz yumma. Tahammül. Sabır. Tolerans. Dayanma. Hoşgörü. Müsamaha. İzin verme.

Tolerators : Katlanan kimse. Tahammül eden kimse. Sabreden kimse.

Tolerability : Dayanma gücü. Höşgürülebilirlik.

Tolerable error : Bir örnekleme dağılımıyla elde edilen kestirme değerin evrendeğerden ne oranda sapma göstermesine izin verileceğini belirten oransal güvenirlik sınırı. Göz yumulabilir yanılgı.

Tolerative : Hoşgörülü. Hoşgören. Liberal. Müsamahakar. İzin veren.

İngilizce Tolerated Türkçe anlamı, Tolerated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tolerated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Excuses : Bağışlamak. İzin vermek. Mazur göstermek. Muaf tutmak. Affetmek. Kusuruna bakmamak.

Permit : Ruhsat. Ruhsat vermek. Elvermek. Müsait olmak. Geçiş iznini göstermek üzere verilen belge. Ruhsatname. Yolcu geçmeliği. Evetçe. Kabul etmek. İzin vermek.

Acquiesced : Razı olmak. Ses çıkarmamak. Karşı çıkmamak. Boyun eğmek. Muvafakat etmek. Kabullenmek. Kabul etmek. Normal karşılamak.

Colluding : Dolap çevirmek (argo terim). Dolap çevirmek. Dolandırma amacıyla üçüncü bir şahısla gizli anlaşma yapmak. Tezgah hazırlamak. İştirak etmek. Tuzak. Gizlice anlaşmak.

Stick out : Uzatmak. Dayatmak. Bariz olmak. Çıkıntı yapmak. Diretmek. Çıkmak. Dışarı uzatmak. Dışarı çıkarmak.

Connives : Arkasından gizlice iş çevirmek. Gizlice işbirliği yapmak. Entrika çevirmek. Hoş karşılamak. Görmemezlikten gelmek. Hoş görmek. Suç ortağı olmak. Suç işlemek üzere gizli işbirliğinde bulunmak.

 

Connive at : Görmezlikten gelmek. Bile bile göz yummak. Olmasına göz yummak. Ses çıkarmamak.

Beareth : Doğurmak. Desteklemek. Doğum yapmak. Üretmek. Bear (doğurmak). Taşımak. Acı çekmek. İmal etmek.

Endure : Dişini sıkmak. Göğüs germek. Sürmek. Uzun süre etkisini ve gücünü korumak. Sebat etmek. Var olmak. Sabretmek.

Abided : Kalmak. Sadık kalmak. İkamet etmek. Baki kalmak. Durmak. Uymak. Sadik kalmak. Sadık kalmak (vaade veya karara).

Tolerated synonyms : take lying down, hold still for, blinked, get over, countenances, assimilates, brooked, be among the living, dree, indulges, excuse, stomachs, put up with, tolerate, digesting, pay, accept, abide, brook, countenancing, indulged, base on, live with, stand, abut, conniving, countenance, abuts, base upon, blink, overlook, condones, abutted.

Tolerated zıt anlamlı kelimeler, Tolerated kelime anlamı

Forbid : Men etmek. Menetmek. Memnu kılmak. Olanak vermemek. Yasak etmek. Haram etmek. Engel olmak. Yasaklamak.

Disallow : Saymamak. İzin vermemek. Kabul etmemek. Golü iptal etmek. Müsaade etmemek. İptal etmek. İnkar etmek. Karşı çıkmak. Menetmek. Reddetmek.

Enjoy : Tat almak. Tadını almak. Kullanmak. Hoşuna gitmek. Sahip olmak. Tadına varmak. Yararlanmak. Zevk almak. Tadını çıkarmak. Anlamak.