Tune to türkçesi Tune to nedir

  • İstasyona ayarlamak (radyo).
  • Hazırlanmak (uçuş vb.).
  • Sesini yükseltmek.

Tune to ile ilgili cümleler

English: Ali had his fortune told.
Turkish: Ali falını anlattırdı.

English: Ali donated his entire fortune to charity.
Turkish: Ali bütün servetini hayır için bağışladı.

English: A week before she died she changed her will and left her entire fortune to her dog Pookie.
Turkish: O ölmeden bir hafta önce vasiyetini değiştirdi,bütün servetini köpeği Pookie'e bıraktı.

English: Tom hummed a tune to himself as he did the washing up.
Turkish: Tom, bulaşık yıkadığı zaman kendi kendine bir melodi mırıldandı.

English: Ali left a large fortune to his son.
Turkish: Ali oğluna büyük bir servet bıraktı.

Tune to ingilizcede ne demek, Tune to nerede nasıl kullanılır?

Tune : Yoluna koymak. Melodi. İstasyon ayarı (radyo). Ayar. Akort etmek. Ezgi. Ahenk. Akortlamak. Motoru ayar etmek.

To : Ya. Ye. Göre. Oranla. İle. Arasında. Kala. E doğru. -mek -mak (mastar). Kadar.

Tune cycle : Kanal çevrimi.

Tune in : İstasyon bulmak (radyo). (radyo) dalgayı ayarlamak. Belirli bir istasyonu açmak. Anlamak. Kavramak. Bir şeye konsantre olmak. Açmak. Bir şeye kanalize olmak. Ayarlamak.

Tune in on : Açmak.

Tune o matic bridge : Telleri bünyesinde boğumlamayan ve bu yüzden köprü kuyruğu ile veya tel yuvalı gövdelerde kullanılabilen, yüksekliği ayarlanabilir türden sabit köprü. Vidalı köprü. Ayarlı sabit köprü.

 

İngilizce Tune to Türkçe anlamı, Tune to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tune to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Speak up : Çekinmeden açıkça söylemek. Ne düşündüğünü açıkça söylemek. (bir görüş ile ilgili) seslerini yükseltmek. Konuşmak. Yüksek sesle konuşmak. Çekinmeden konuşmak. Daha yüksek sesle konuşmak. Serbestçe konuşmak. Sesli söylemek.

Spoken up : Çekinmeden açıkça söylemek. Daha yüksek sesle konuşmak. Konuşmak. Çekinmeden konuşmak. (bir görüş ile ilgili) seslerini yükseltmek. Yüksek sesle konuşmak. Sesli söylemek. Serbestçe konuşmak. Açıkça konuşmak.

Give voice to : Dile getirmek. Açıklamak. Anlatmak. Söylemek. İfade etmek.

Spoke up : Yüksek sesle konuşmak. Çekinmeden konuşmak. (bir görüş ile ilgili) seslerini yükseltmek. Daha yüksek sesle konuşmak. Serbestçe konuşmak. Konuşmak. Çekinmeden açıkça söylemek. Açıkça konuşmak. Ne düşündüğünü açıkça söylemek.

Tuned : Yoluna koymak. Ayarlı. Akort edilmiş. Akort etmek. Akortlu olmak. Ayarlanmış. Ayarlamak. Uyumlu olmak. Uydurmak.