Umaç nedir, Umaç ne demek

Umaç; İsim, Yerleşim Merkezi alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir yemek çeşidi.

Una su katılarak yapılan bulamaç, çorba.

Yağ, un, tuz karışımından yapılan çörek.

Nohut büyüklüğünde yapılan hamur topağı.

Yufkanın ufalanarak yağda kızartılmasından oluşan bir yemek.

Çöreğin içine konulan yağ ve un karışımı.

Hamurdan yapılan bir çeşit yemek.

Umaç isminin anlamı, Umaç ne demek:

Amaç, hedef. Umulan şey, umut. Umaç ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Çorum şehri, Osmancık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: omaç].

Umaç kısaca anlamı, tanımı

Umaç çorbası : İçine umaç katılan çorba

Umaçlı çorba : İçine umaç katılan çorba.

Umaçlı kete : İçine kavrulmuş un konulan bir çeşit pide.

Kızartılma : Kızartılmak işi.

Hamurdan : Yahudilerin yaptıkları bir çeşit ekmek.

Osmancık : Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

Kızartı : Kızarmış yer.

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Bulamaç : Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.

 

Bulama : Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Osman : Bir tür kuş veya ejderha. Hz. Muhammet'in damadı, üçüncü halife. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı.

Yağda : Yağlı kir, yağ lekesi. Yağlı kir. İçel ilinde, Güzeloluk nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Katıl : Yapılarda kullanılan dört köşe kiriş. Tahta paravana. Paravana biçiminde vestiyer. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Duvar içine konmuş olan ağaç kuşaklar. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana).

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

 

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

İçine : İçin edatı.

Yufka : Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı. Sacda pişen bir ekmek türü. Zayıf, ince, dayanıksız.

Nohut : Baklagillerden, ana yurdu Akdeniz kıyıları olan, birleşik telek yapraklı, çiçekleri sarımtırak renkte, tanesi baklamsı bir bitki (Cicer arietinum). Bu bitkinin bol nişastalı, yuvarlak tanesi.

Çorba : Sebze, tahıl, et vb. ile hazırlanan sıcak, sulu içecek. İçinden çıkılmaz durum.

Diğer dillerde Uluyan maymun anlamı nedir?

İngilizce'de Uluyan maymun ne demek ? : howling monkey