Usury türkçesi Usury nedir

  • Tefecilik.
  • Faizcilik.
  • Yüksek faiz.
  • Aşırı faiz.
  • Vurgunculuk.
  • Aşırı yüksek faiz.
  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Yasal sınırı üstünde aşırı kertede ürem alma.
  • Tefeci.
  • Murabaha.
  • Faiz.
  • Aracı kurumların dışındaki kişiler tarafından yasal faiz oranının çok üzerinde bir faiz oranında borç verme.
  • Murabahacılık.

Usury ingilizcede ne demek, Usury nerede nasıl kullanılır?

Element of usury : Borç veren kimsenin aldığı faiz benzeri ödeme. Tefecilik öğesi.

Practise usury : Tefecilik yapmak.

Return something with usury : Faiziyle iade etmek. Fazlasıyla geri vermek.

Usurer : Faizci. Murabahacı. Tefeci.

Usurers : Tefeci. Faizci. Murabahacı.

Usurpation : Zorla alma. Hükümet darbesi. Gasp etme. El koyma. Haksız iktisap. Sebepsiz iktisap. Yağma. Başkasına ait bir mülkün haksız yollarla alınması. Gasp.

Usurpations : Başkasına ait bir mülkün haksız yollarla alınması. Gasp. Zorla alma. Sebepsiz iktisap. Hükümet darbesi. El koyma. Yağma. Haksız iktisap. Gasp etme.

Usuries : Tefeci. Murabahacılık. Aşırı yüksek faiz. Vurgunculuk. Faiz. Tefecilik. Murabaha. Faizcilik. Aşırı faiz. Yüksek faiz.

Usurpative : Kontrol veya hükümetin yasadışı olarak elde edilmesiyle ilgili. Gaspçılıkla ilgili. Gaspçılığa özgü.

Usuriousness : Tefecilik. Murabahacılık. Faizcilik.

 

İngilizce Usury Türkçe anlamı, Usury eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Usury ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adventuring : Sefer. Riske atmak. Macera. Atılmak. Tehlikeli iş. Tehlikeye atmak. Serüven. Yeltenmek. Avantür.

Pawnbrokers : Rehin mukabili ikraz ile meşgul olan. Rehinci. Rehin karşılığı borç veren. Rehin dükkanı. Faizle borç para veren.

Pawnbroker : Rehin mukabili ikraz ile meşgul olan. Rehin karşılığı borç veren. Faizle borç para veren. Rehin dükkanı. Tefecilik yapan gerçek kişi. Rehinci.

Broker : Komisyoncu. Borsacı. Aracılık yapmak. Tellal. Aracı. Simsar. Kendi adına alım ve satımda bulunamayan ancak alıcı ile temsilci arasındaki pay ve borç belgitleri alım ve satımına aracı olan kişi. Aracı simsar. Kısıtlı aracı.

Hockshops : Rehinci. Rehinci dükkanı. Karşılığında birtakım kişisel eşyaları alarak faizle kredi veren dükkan.

Speculation : Borsa oyunu. Kişisel öngörülere dayanarak fiyatında yükselme beklenen iktisadi varlığı satın alarak veya fiyatında düşme bekleneni satarak aradaki fiyat farklılıklarından kar elde etme etkinliği. Teori. Salt düşünceyle türetilmiş, olana aykırı ve geçerlenmeye kapalı bilgiler dizgesi. Borsada oynama. Vurgun. Spekülasyon. Kuram.

Monopoly : Tekel. Bir elden satma. Monopol. İnhisar. Tek satıcı. Bir devletin, bir ortaklığın, bir kişinin her tür tecimsel yarışmayı ortadan kaldırarak bazı şeyleri yapma, satın alma, satma ya da bir işin yapımını sağlama yönünde elinde bulundurduğu ayrıcalık. belirli bir nesnenin bir elden yapılması ya da alınıp satılması. Tekel piyasasında etkinlikte bulunan ve ürettiği malın piyasa fiyatını veya sunum miktarını belirleme gücüne sahip firma.

 

Rate of interest : Faiz haddi. Ürem oranı. Faiz oranı. Faiz miktarı.

Usury synonyms : vigorish, usuriousness, moneylending, pawn broker, profiteering, lending, discount broker, adventured, cutthroats, loaning, accaparement, pawnbroking, engrossing, adventure, jew, loan shark, brokers, moneylender, pawn shop, usuries, cutthroat, jobbery, hockshop, moneylenders, money lender, interest rate, interest.

Usury ingilizce tanımı, definition of Usury

Usury kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Interest. A premium or increase paid, or stipulated to be paid, for a loan, as of money.