Vehicle türkçesi Vehicle nedir
- Yolcuların veya malların taşınmasına yönelik tasarlanmış her türlü araç.
- Araç.
- Taşıt aracı.
- Binek aracı.
- İletme aracı.
- Taşıma aracı.
- Taşıt.
- Nakil aracı.
- Nakil vasıtası.
- Araba.
- Taşıyıcı.
- Yük ve yolcu taşımaya yarayan, motorlu ya da motorsuz, tekerlekli araç.
- Vasıta.
Vehicle ile ilgili cümleler
English: Every employee is supposed to keep his own vehicle in perfect condition.
Turkish: Her çalışanın kendi aracını mükemmel şekilde tutması gerekiyor.
English: Language is a vehicle of human thought.
Turkish: Dil, insan düşüncesinin bir aracıdır.
English: The soldiers arrested him, blindfolded him, then they took him behind their vehicle and one of the soldiers took aim at his leg and shot him. This scene was filmed and millions of people from all over the world saw it.
Turkish: Askerler onu tutukladı, gözlerini bağladı, sonra onu araçlarının arkasına götürdüler ve askerlerden biri onun dizine nişan aldı ve onu vurdu. Bu sahne filme çekildi ve dünyanın her yerinden milyonlarca insan bunu gördü.
English: The crew can enter the underwater vehicle using a plug-in module.
Turkish: Mürettebat takıp çıkartılabilen modül kullanarak su altı aracına girebilir.
English: Don't get off while the vehicle is in motion.
Turkish: Araç hareket halindeyken inme.
Vehicle ingilizcede ne demek, Vehicle nerede nasıl kullanılır?
Vehicle body : Karoser. Taşıt karoseri. Araçlarda motor, çatkı ve mekanik ergenlerin dışında kalan, görünen dış bölüm. Araç kasası. Kaporta. Vagon sandığı. Taşıt gövdesi. Gövde.
Vehicle controls : Araç denetimleri.
Vehicle inspection : Araç muayanesi. Araç muayenesi. Trafik muayenesi. Araç muayene.
Vehicle lift : Taşıt asansörü.
Vehicle owner : Araç sahibi. Bir ulaşım aracı olan kişi. Bir ulaşım aracının sahibi kimse.
Air cushion vehicle : Hoverkraft. Tenek yastıklı taşıt.
Vehicle traffic : Araç trafiği. Taşıt trafiği.
All terrain vehicle : Her tür arazide kullanılabilen araç. Arazi vasıtası. Kayalık, bataklık ve yüksek eğimli yerlerle değişik koşullardaki yüzeylerde devinebilen ulaşım aracı. Yerey aracı.
Vehicle tax : Motorlu kara taşıtları vergisi. Taşıt vergisi. Karayolları trafik yasasına göre kaydı yapılmış olan motorlu taşıtlarla, lastik tekerlekli traktörlerden yasasındaki bağışıklıklar dışında alınan vergi.
Amphibian vehicle : Amfibi vasıta. Hem suda hem de karada gidebilen motorlu taşıt. Hem karada hem suda çalışan vasıta. Yüzergezer.
İngilizce Vehicle Türkçe anlamı, Vehicle eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Vehicle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Car : Patlamalı, içten yanmalı, elektrikli bir motor ya da gaz türbiniyle devinen taşıt. Vagonet. Yolcu bölümü (balon veya zeplin). Binit. Oto. İngiltere'de tekerlekli. Vagon. Kabin. Makine.
Splasher : Tekerlek çamurluğu. Kalkan. Çamurluk. Sıçratıcı. Siper.
Carriers : Nakliyeci. Kurye. Ulak. Kızak. Hamal. Nakliye şirketi. Nakliyeciler. Portör. Port bagaj.
Autoing : Oto-. Oto. Otomatik. Araba ile gezmek. Abd'de otomobilin kısaltması. Kendinden. Otomobil. Otomobille gezmek. Kendi kendine.
Agencies : Aracılık. Acenteler. Ajans. Acenta. Organ.
Apparatus : Makine. Aygıtlar (belli bir amaç için kullanılan). Cihaz. Bir görüngüyü gerçekleştirmek, gözlemlemek, bir büyüklüğü ölçmek gibi etkinliklerde duyu ergenlerimizin algılama sınırlarını genişletmeye yarayan her çeşit düzenek. Aygıt. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Jimnastik araç ye gereçleri. Düzenek. Alet.
Conveyance : Taşıma. Gönderme. Nakil. Aktarım. Nakletme. Sevk. Devretme. İhbar. Terk.
Craft : Zanaat. Teknik eleman. Kesp. El ile ustalıkla yapmak veya işlemek. Gemi. Hüner. Hile. Beceri. Yetenek. Sanat.
Splashboard : Savak kalkanı. Siper. Çamurluk. Çamur siperi. Denizlik.
Carrier : Taşıma işletmecileri için kullanılan jenerik isim. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığa yol açan mikrobu taşıyan. Port bagaj. Özgün besin maddelerinin, metabolitlerin, iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler. çekinik bir karakter için heterozigot olan birey. vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek, nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri. Telefon operatörü. Nakliyeci. Kurye. Ulak. Kızak.
Vehicle synonyms : wheeled vehicle, road roller, motored, conveyor, conveyors, dashboard, rocket, common carrier, vehicles, military vehicle, instrumentality, sledge, instrument, intermediary, forwarder, autoed, projectile, cars, facilities, means of transport, automobiles, hauler, deferent, medium, instrumentalities, bumper car, sled, apparatuses, conveyers, lever, jam jar, carriage, transport.
Vehicle ingilizce tanımı, definition of Vehicle
Vehicle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A liquid used to spread sensitive salts upon glass and paper for use in photography. Specifically, a means of conveyance upon land. That in or on which any person or thing is, or may be, carried, as a coach, carriage, wagon, cart, car, sleigh, bicycle, etc. A means of conveyance.

Bu kısımda Vehicle kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Vehicle ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Vehicle anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Vehicle ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.