Venting türkçesi Venting nedir

Venting ile ilgili cümleler

English: He is very bad at inventing excuses.
Turkish: Bahaneler icat etmekte çok kötüdür.

English: Politics is the art of preventing people from getting involved in what concerns them.
Turkish: Politika insanları onları ilgilendiren şeylere karışmalarını önleme sanatıdır.

English: The bad weather's preventing me from leaving.
Turkish: Kötü hava benim gitmemi engelliyor.

English: Nothing's preventing you from leaving.
Turkish: Hiçbir şey sizin gitmenizi engellemiyor.

English: The heat's preventing me from sleeping.
Turkish: Sıcaklık benim uyumamı engelliyor.

Venting ingilizcede ne demek, Venting nerede nasıl kullanılır?

Ventings : Tahliye. Gaz deliği açma. Atmosfere yayılma. Havasını alma. Şiş çekme.

Circumventing : Üstün gelmek. Dolambaçlı bir yoldan gitme. Yan çizmek. Yana kaçmak. Tuzağa düşürmek. Alt etmek. Kurtulmak. Yanından geçme. Savmak. Tekerine çomak sokmak.

Circumventing the law : Yasal sistemin etrafında olma. Yasadan kaçınma. Kanunun etrafından dolaşma.

Conventing : Kadınlar manastırı. Rahibe manastırı. Manastır. Rahibelerin yaşadığı binalar.

 

Eventing : Binicilik yarışması. Binicilikle ilgili rekabet.

Reinventing : Yeniden keşfetmek. Yeniden şekil vermek. Yeniden oluşturmak. Yeniden icat etmek.

Inventing : Bulmak. Atmak. Uydurmak. İcat etmek. İcat etme.

Ventifact : Dere çakılı. Rüzgar çakılı. Yüzeyi rüzgarla sürüklenen kumun oluşturduğu erozyonla eskimiş taş (jeoloji).

Ventilating : Havalandırma.

Ventilate : Havalandırmak. İfade etmek. Taze hava vermek. Açığa vurmak. Belirtmek. Hava vermek. Açıkça tartışmak. Oksijen vermek.

İngilizce Venting Türkçe anlamı, Venting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Venting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Emptyings : Boşaltma. Bira veya şarap posası.

Dig a hole : Çukur açmak. Çukur kazmak.

Broach : Konu açmak. Çekmek. Delmek. Açmak. Konuya girmek. Şiş. İleri sürmek. Şişlemek. Del.

Emanation : Radyoaktif maddelerin ışın yayımı. Çıkan gaz. Sızıntı. Türüm. Dışarı akma. Emanasyon. Yayılma. Ortaya çıkma. Çıkma.

Vented : Havalandırılmış. Bacalı.

Aired : Ortaya dökmek. Kurutmak. Açılmak. Havadar. Havalandırılmış. Söylemek. Güneşe sermek.

Manifesting : Göstermek. Beyan etmek. Dışavurmak. İspat etmek. Açıkça göstermek. Açığa çıkmak. Manifesto. Dışarı vurmak. Belirtmek.

Broaches : Şiş. Del. Şişlemek. Çekmek. Açmak (bir konuyu). Konuya girmek. İleri sürmek. Açmak. Delmek.

Evincing : Açıkça göstermek. Belirtme. İzhar etme. İspat etme. Açığa vurma. Delil gösterme. Aydınlığa kavuşturma. Gösterme.

Brought out : Yapmak (yeni bir şeyi). Ortaya çıkarmak. Yayımlamak. Üzerinde durmak. Belirtmek. Görülmesini sağlamak. -i açmak. Meydana çıkarmak. Piyasaya yeni mal sürmek.

 

Venting synonyms : express, ejections, evacuations, disclose, vents, betraying, evacuating, abstract, drill, clear the air, call forth, argue, discloses, cast off, disembarkation, blank, empierce, aerating, divulge, emptying, blanking, burrowed, bares, honeycombs, fanned, discharge, hole, blankest, let some fresh air into, bruit about, blanked, blabs, fanning.