Vernik nedir, Vernik ne demek

Vernik; bir kimya terimidir. kökeni rumca dilinden gelmektedir.

"Vernik" ile ilgili cümleler

  • "Fırınlanmamış birader, iki yıl sonra pul pul olmaz mı bunun vernikleri?" - H. Taner

Kimya'daki anlamı:

Boyanmış yüzeyleri korumak üzere kullanılan reçine veya reçinemsi maddelerin alkollerdeki çözeltisi.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Filmin kırılmasını, aşınmasını önlemek amacıyla taban yüzüne çekilen kat.

Bilimsel terim anlamı:

Sürüldükleri yüzeyde koruyucu katman yapan katı cisimlerle ya da kuruyan yağlarla, bunları eritme özelliğindeki sıvılardan hazırlanan gereç.

İngilizce'de Vernik ne demek? Vernik ingilizcesi nedir?:

varnish, varnish (layer), lacquer

Osmanlıca Vernik ne demek? Vernik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

vernik, rugan, cilâ

Vernik hakkında bilgiler

Vernik, tahta başta olmak üzere korunması istenen eşya veya yüzeye sürülen şeffaf, sert, koruyucu katman. Verniğin geleneksel bileşimi kuru yağ, reçine ve tiner ya da solventtir.

Malzeme ya da tekniğine göre değişik çeşitleri bulunur: ahşap verniği, parke verniği, dolgu verniği, çatlatma verniği, yat verniği, daldırma verniği.

 

Birinci kattan sonra da vernik sürülebilir ve en son sürülene son kat verniği denir.

Vernik tanımı, anlamı:

Reçine : Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı. Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde.

Malzeme : Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı. Gereç.

Vernikleme : Verniklemek işi.

Verniklemek : Vernik sürmek.

Verniklenme : Verniklenmek işi.

Verniklenmek : Vernikleme işi yapılmak, vernik sürülmek.

İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Taneleri ufak, iri karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Hafif, gücü az. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf.

Tabaka : Derece. Katman. Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt. Katman. Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu.

Saydam : Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif. Asetat. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Açık seçik, belirgin.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil.

 

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Çözücü : Başka bir maddeyi çözme özelliği olan şey. Elektronik alıcılar için şifre veya bilgi çözücü, dekoder.

Kaplama : Kalınlığı 5 milimetreden az, ince ağaç levha. Üstü herhangi bir başka maddeyle kaplanmış olan. Kaplamak işi. Bir şeyin dışına süsleme veya koruma amacıyla geçirilen başka maddeden kat.

Tahta : Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Kara tahta. Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası.

Vernik yumağı : (Resim) Oyma baskıcıların maden plak üzerine kapatıcı vernik yaymak için kullandıkları bez yumak. a. bk. mürekkep yumağı.

Vernikli : Verniği olan. İlgili cümle: "“Fincanlardan evvel, hemen arkalarında duran yuvarlak, vernikli, resimli tepsiye uzandı eli.”" E. Şafak.

Verniksiz : Verniği olmayan.

Diğer dillerde Vernik anlamı nedir?

İngilizce'de Vernik ne demek? : n. dope, Japan, lacquer, polisher, varnish

Fransızca'da Vernik : vernis [le]

Almanca'da Vernik : n. Firnis, Lack, Tafellack

Rusça'da Vernik : n. лак (M), политура (F)