Warpower türkçesi Warpower nedir

  • Savaş gücü.

Warpower ingilizcede ne demek, Warpower nerede nasıl kullanılır?

Warpowers : Savaş gücü.

Warp and woof : Bir şeyin tabanı. Herhangi bir şeyin temeli.

Warp speed : (eğlenceli argo) çok süratli hız. Sapma hızı. Işık hızından daha hızlı.

Warp the judgment : Bir yargı kararını çarpıtmak. Yargı kararını saptırmak. Bir hükmü çarpıtmak.

Warp threads : Çözgü ipliği.

Warper : Çözgü makinesi. Bozucu. Bozan. Çözücü. Bükücü. Yün çözme tezgahı. Büken. Saptıran. Çözgücü. Saptırıcı.

Warpaint : Kızılderililerin savaşa giderken vücutlarına sürdüğü boya.

Warped : Yamuk. Taraflı. Çarpık. Eğilmiş. Sapmış. Çarpılmış. Eğrilmiş. Kambur. Sapkın. Bükülmüş.

Warped mind : Tuhaf düşünme yolu. Çarpık düşünce. Sapkın düşünce. Sapmış düşünce.

Warp : Doğru yoldan saptırmak. Doğru yoldan sapmak. Sualtında bırakarak verimini artırmak. Palamarı çekerek hareket etmek. Palamar. Arış. Eğriltmek. Halat yapımında kullanılmak üzere ve çapına göre soğuk çekilerek veya haddelenerek yapılan, kesiti yuvarlak veya başka biçimde ürün. Çelik tel. Yamultmak.

İngilizce Warpower Türkçe anlamı, Warpower eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Warpower ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Hands : Elleme. Gemi mürettebatı. Topa isteyerek ya da istemeyerek elle dokunma. (kalecinin dışında bir oyuncunun topu elle tutması ya da topa elle dokunması ayaktopu kurallarınca yasaklanmış bir davranıştır ve ödek gerektirir.). El. İyelik. Sahip olma. Eller.

Office : Ticarethane. Bölüm (orun). Büro. Kalem. Bakanlık. Şirket veya kuruluş adına birtakım etkinlikler yapmakla görevlendirilen kurum veya kuruluş. Görev. İma. İş. Ambar.

Power : Erk. Güçlülük. Fors. Kuvvet. Bir bireyin, bir toplumsal kümenin, bir toplumun başka birey, küme ya da toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, özgürlüklerine karışma ve onları beli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi ya da yeteneği. Üs (matematik terimi). Vekaletname. Hegemonya. Yetenek. Mat.kuvvet.

Men : İşçi. Adamlar. İşçiler. Erkek. Adam. Er. Erkekler. Beyaz adam. İnsan. Oyun taşı.

Shift : Değişmek. Yer değiştirme. Kadın iç gömleği. Yerini değiştirmek. Mesai. Devirmek (içki). Bir bilgi birimindeki öğeleri (ikilleri, sayamakları, damgaları) sola ya da sağa doğru taşıma, bk. aritmetiksel kaydırma, mantıksal kaydırma. Ötelemek. Değiştirme. Kaçamak.

Personnel : Çalışan. İşyeri çalışanları. İş görenler. Görevliler. İsmen. Memur yasasına bağlı olmayan sürekli ya da geçici çalışanlarla kurumlarda ücret ya da gündelik karşılığı çalıştırılan kişi. Elemanlar. Eleman. Çalışanlar. Bir iş ya da izlenceyi gerçekleştirmek üzere oluşturulmuş birim ya da takımda görev üstlenen kişi.

Force : Turfanda yetiştirmek. Çabuklaştırmak. Zorlamak. Güç. Baskı yapmak. Cebir. Yükseltmek (fiyat). İcbar etmek. Sıkıştırmak. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Workforce : İşgücü. İşçiler. İş gücü. Çalışanlar. Bir şirkette çalışan tüm insanlar grubu (ticaret). Mevcut olan çalışanlar gücü. Bir ülkedeki tüm çalışanların toplam nüfusa oranı.

Gang : Harekete geçmek. İşbirliği yapmak. İş postası. Çete. Grup. Sosyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Kol. Arkadaş türkümü. Sürü. Posta.

Full complement : Tam kadro. Donanım. Tüm. Tam.

Warpower synonyms : work party, warpowers, war establishment, work force, complement, crew.