Wending türkçesi Wending nedir

  • Yol almak.
  • Yol kat etmek.
  • Yol gitmek.
  • Yola koyulma.
  • Yürümek.

Wending ingilizcede ne demek, Wending nerede nasıl kullanılır?

Missing next or wend : Next veya wend eksik.

Wend : Orta çağlarda almanya'nın kuzeybatı bölgelerinde yaşamış slav halkı üyesi (bu halktan günümüze kalanlar sorbs diye isimlendirilmektedir). Katetmek.

Wended : Yol almak. Yol gitmek. Yol kat etmek. Katetmek. Yürümek.

Wends : Katetmek. Orta çağlarda almanya'nın kuzeybatı bölgelerinde yaşamış slav halkı üyesi (bu halktan günümüze kalanlar sorbs diye isimlendirilmektedir).

Wendy : Bir soyadı. Bir bayan ismi (gwendolyn'in bir şekli). Kadın ismi.

Wenching : Fahişelerle ilişkide bulunma. Zamparalık etmek. Zamparalık yapma. Fahişelerle düşüp kalkmak.

Wenchers : Fahişelerle ilişkide bulunan kişi. Zampara.

Wenched : Zamparalık etmek. Kız. Hizmetçi kız. Genç kız. Orospu. Fahişelerle düşüp kalkmak.

Wenge : Bordo ile siyah arası bir renk. Venge. Afrika’da yetişen, kerestesi sık damarlı ve koyu renkli, sert ve ağır olan, genellikle gitar saplarında güçlendirme amaçlı olarak kullanılan bir ağaç.

Wenhelt cylinder : Wenhelt silindiri. Alıcı ya da almaç ışıtacının boyun bölümünde eksiuç ile artıuç arasında yer alan, elektron topunun bir parçasını oluşturan, az ya da çok pozitif gerilim verilince, triyottaki düzenleyici ızgaranın işini gören, yani eksiuçtan artıuca giden elektronların niceliğini bir musluk gibi düzenleyen silindir biçimindeki ek elektrikucu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Wending Türkçe anlamı, Wending eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Wending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Make headway : İleri gitmek. Mesafa almak. Mesafe katetmek. Gelişmek. İlerlemek. Mesafe almak. İlerleme kaydetmek. İlerleme yapmak.

Localization : Yerelleştirme. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir etki, yörüngeç vb., özdeciğin belli bir yöresinde bulunur kılma. Yerini belirleme. Yerseme. Sınırlandırma. Bir alanda yer seçme, yer saptama ya da gözlem birimlerini bir konumlar dizgesi içine yerleştirme.

Validation : Geçerleme. Geçerli kılma. Test sonucu kontrolü. Geçerliliğin onaylanması. Deney sonuçlarının doğruluğunu kontrol etme. Bir ölçme aracı ya da ölçümün konusuna uygunluğunu ve her türlü dizgeli, dizgesiz yanılgıdan arınmışlığını gösterme. Onaylama. Tasdik etme. Tasdik. Doğrulama.

Cover a distance : Uzağa yolculuk yapmak. Mesafe almak. Mesafa almak. Mesafe katetmek. Mesafe kat etmek. Uzun yol kat etmek.

Determination : Gereklilik. Kararlılık. Saplantı. Tahdit. Tayin. Saptama. Belirlenim. Tespit. Hüküm. Niyet.

Rectification : Rektifiye. Doğrultma. Düzelme. Verimleme. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Tashih. Doğru akıma çevirme. Tasfiye. Bir aracın yetenek, yeterlik ve gücünü, ilk andaki verimlilik niceliğini arttırma ya da doğal yaşam süresini uzatma. kullanılma biçimini, kendisine özgü hizmetin niteliğini değiştirme amacıyla asıl yapısında ve tümünde değişiklikler yapma. Düzeltme.

 

Make way : Öne geçmek. İlerlemek. Yol açmak. Yol vermek.

Ankle : Ayak bileği kemiği. Atlarda bacaklardaki beyazlığın topuğu tam olarak sarması. Ayak bileği eklemi. Tam olmayan seki. Ayak bileği. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sevil. Topuk. Ayak ile bacak arasında kalan ve en büyüğü topuğu oluşturan dokuz küçük kemik kapsayan bölge.

Resolution : Patolojik bir sürecin şiddetinin azalması, hafiflemesi veya kısmen normale dönmesi. yangısal reaksiyonların şiddetinin yavaşlaması veya bir şişkinliğin kaybolması veya yumuşaması gibi. çözünürlük. Bir optik dizgenin, birbirine yakın iki noktayı seçiklikle aktarabildiği en küçük uzaklık. gözün aynı özelliği gösteren niteliği. Bir kuvveti, istenileni doğrultularda etkiyen en az iki kuvvete ayırma. üstüste binmiş izge doruklarını ayırma. Çözüm. Azimlilik. Metanet. Rezolüsyon. İltihabın iyileşmesi. Çözülüm (müzik terimi). Bir mikroskobun örnekteki çok yakın iki noktayı birbirinden ayırt edebilme gücü. çözme gücü.

Redetermination : Tekrar saptama.

Wending synonyms : linguistic process, refutal, poring over, falsifying, refutation, ambulates, locating, advance, get about, ambulated, move forward, perusing, ambulate, make for, designation, wended, language, get down to, ankled, travel, discovery, foot it, paced, skimming, make progress, ambulating, cover ground, march, proof, marched, localisation, hiked, identification.

Wending zıt anlamlı kelimeler, Wending kelime anlamı

Finished : Mafiş. Tamamlanmış. Hazır. Bitmiş. Apreli. Tamam. Tükenmiş. İşlenmiş. Tam. Bitirilmiş.