Went down türkçesi Went down nedir

  • Beğenilmek.
  • Yatağa düşmek.
  • Hastalanmak.
  • Üniversiteden ayrılmak.
  • Geçmek.
  • Gitgide çökmek.
  • İnmek.
  • Yenilmek.
  • Mahvolmak.
  • Düşmek.
  • Perişan olmak.
  • Yazılmak.
  • Kötüleşmek.
  • Kesilmek.
  • Batmak.
  • Onaylanmak.
  • Tatile çıkmak.

Went down ile ilgili cümleler

English: Ali went down into the bomb shelter.
Turkish: Ali sığınağa indi.

English: Ali went down to the kitchen.
Turkish: Ali aşağıya mutfağa gitti.

English: Ali went down the river in a canoe.
Turkish: Ali bir kano içerisinde nehrin aşağısına gitti.

English: Ali went down the river on a rubber raft.
Turkish: Ali şişme bir bot üzerinde nehrin aşağısına gitti.

English: Ali went down the hill.
Turkish: Ali tepeden indi.

Went down ingilizcede ne demek, Went down nerede nasıl kullanılır?

Went : Sonuçlanmak. Geçmek. Gitmenin (go) 2. hali. Başlamak. Haline gelmek. Yapılmak. Ölmek. Koyulmak. Girmek. Gitmek.

Down : Çökmek. Yere sermek. Boyunca. Çabucak içmek. Yıkmak. Aşağıya doğru. Düşürmek. Yere yıkmak. Aşağısına doğru.

Went down on his knees : Yalvardı. Yakardı. Dilendi. Rica etti. Dizleri üzerine çöktü.

Went down the drain : Buhar olup uçtu. Heba oldu. Boşa gitti. Gelmemek üzere gitti. Kayboldu. Ziyan oldu.

The sun went down : Alacakaranık çöktü. Akşam oldu. Güneş battı.

Went about : Ele almak. Dolaşmak. Salgın olmak. Yaygın olmak. Gezmek.

 

İngilizce Went down Türkçe anlamı, Went down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Went down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Passes : Uzatmak. Aşmak. Pas vermek. Piyasaya sürmek. Devretmek. Dönüşmek. Vermek. Bildirmek.

Devolve : Kötüye gitmek. Üzerine düşmek. Devretmek. Devrolmak. Bırakmak. Dejenere olmak. Kalmak. İntikal etmek.

Crashed : Davetsiz olarak gitmek. Kırılmak. Sabahlamak. Gürültü etmek. İflas etmek. Çarpmak. Gürültüyle düşmek. Parçalanmak.

Enrolling : Kaydetmek. Askere almak. Kaydolunuyor. Kaydetme. Yazmak. Üye yapmak.

Be at a standstill : Duraklamış olmak. Durmak. Hareket etmemek. Kesilmiş vaziyette olmak. Durgun olmak. Durmuş vaziyette olmak. İşlemez halde olmak. Kımıldamamak.

Go to the bad : Baştan çıkmak. Ahlaksızlaşmak. Kötü bir kişilik kazanmak. Kötü yola sapmak. Kötü yola düşmek. Ahlakça düşmek.

Be laid up with : Yatakta kalmak zorunda olmak (hastalık vb nedeniyle). Yatağa mahkum olmak. Evde kalmak zorunda olmak (hastalık vb nedeniyle). Yatağa hapsolmak.

Debarks : Karaya ayak basmak. Karaya çıkarmak. Gemiden inip karaya çıkmak. Karaya çıkmak. Boşaltmak. İndirmek.

Take a vacation : Tatil yapmak. İzine çıkmak.

Retrograded : Ters yön. Gerilemek. Ters yönde dönmek. Tersine giden. Dejenere olmak. Gerici. Bozulmak. Geriye doğru giden. Yozlaşmak.

Went down synonyms : enter, clot, decreases, curdles, get through, cankering, decrease, devolving, have a holiday, close down, be mentioned, deteriorate, register, best, bests, to take a vacation, busts, ailed, beats, entered, besting, alight, go to the wall, betters, be transmitted, go down, be admired, come down in the world, go to the dogs, go to pot, burst up, get messed up, glad eye.