Worthed türkçesi Worthed nedir

Worthed ingilizcede ne demek, Worthed nerede nasıl kullanılır?

Worth a fortune : Çok kıymetli altın veya para ile ölçülemez. Türünün tek örneği. Servet değerinde. Fiyatsız. Satın alınamaz. Çok değerli.

Worth a million : Çok değerli. Çok pahalı. Bir milyon değerinde. Çok kıymetli.

Worth a penny : Beş paralık.

Worth considering : Dikkate almaya değer.

Worth doing : Yapmaya değer. Yapılmaya değer.

Worth while : Zahmet veya masrafa değer.

Worth mentioning : Zikretmeye değer. Sözünü etmeye değer.

Worth the money : Paraya değer. Fiyatına göre kalitesi uygun. Verilen paranın karşılığı.

Worth while investment : Yapmaya değer yatırım. Para yatırma ve karşılığında büyük kazanç elde etme.

Worth nothing : Değersiz. Değeri olmayan. Beş para etmez. Kıymetsiz. Sıfır kıymette.

İngilizce Worthed Türkçe anlamı, Worthed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Worthed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dimension : Bir dizgiyi oluşturan öğe sayısı. Uzanım. Oylum. Birbiriyle açık ya da örtük ilişkisi olan çeşitli tutum ve davranış görünüşlerine bir içbütünlük kazandıran temel öğe ya da bir ölçme aracının ölçtüğü konu. Boyutlarını ayarlamak. Ölçülerini koymak. Ölçü. Boyut. Hacim.

 

Caste : Hemen hemen tümüyle kapalı ve kalıtsal olan, ayrıcalıklar bakımından yukardan aşağıya doğru kesin ölçülerle sıralanmış bulunan, en koyu biçimiyle hindistan ve kimi uzak-doğu toplumlarında görülen, anamalcı dönem öncesi toplumsal sınıflarının her biri. Sosyal sınıflaşma sistem ve ilkeleri. Sınıf. Hindistan'da, uğraşları babadan oğula geçen, aynı geleneğe bağlı olan ve başkalarına kapalı tutulan insan toplulukları. Tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Birkaç altbölükten oluşmuş, aşamalı toplumsal denetleme düzeni, bk. altbölük. krş. sınıf, altkültür. Soy. Kast. Kademe.

Exchequer : Para. Finans kaynağı. Hazine. Mali kaynaklar toplamı. Maliye. Maliye bakanlığı. Devlet hazinesi.

Merit : -e değmek. Meziyet. Hak etmek. -e layık olmak. Değmek. Layık olmak. Erdem. Liyakat. Liyakat göstermek.

Good : Uslu. Doğruluk. Çok. Güzel. Emin. Yarar. İyi. İyilik. Çıkar. Dolu dolu.

Worth : Değerli şey.

Premium : Değer payı. Kar payı. Belirli malların üretim ve yurttan çıkışının özendirilmesi amacıyla, o malların üreticilerine ya da çıkaranlarına genellikle devletçe yapılan yardımlar (para yardımları, vergi bağışıklığı vb. gibi), a. bk. çıkış primi. Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Pay belgitlerinin çıkarılış ederlerini aşarak ulaşdığı değer. güvence yaptıranın ödediği ücret. beğenilen bir işe, bir yapıta karşılık olarak verilen armağan. Kesenek. İkramiye. Sigorta ücreti. İşteki başarım, doğum, evlenme, bayram, yılbaşı, işletmenin kuruluş yıldönümü gibi nedenlerle veya yasa ve sözleşmeye bağlı olarak normal ücrete ek olarak işveren tarafından işçilere yapılan ödeme. Çıraklık ücreti.

 

Currency : Dolaşım. Sirkülasyon. Devir. Geçerlilik. Para. Sürüm aracı. Mütedavil para. Para birimi. Tedavül. Sürümdeki para.

Mighty : İddialı. Büyük. Zorlu. Güçlü. Aziz. Kuvvetli. Muazzam. Kudretli. Pek çok.

Notable : İleri gelen veya saygın kişi. Ünlü kimse. Şöhret. Tanınmış. Tanınmış kimse. Saygın. İleri gelen kimse. Göze çarpan. Unutulmaz. Dikkate değer.

Worthed synonyms : cum laude, quid pro quo, exemplary, havings, abundance, costliest, caliber, costly, cunctipotent, summa cum laude, honorable, sacred, magna cum laude, precious, consideration, applaudable, valutas, affluence, diameter, ables, prized, castes, valuation, fortune, calibers, forfeit, value, dearer, ground plan, valued, noteworthy, financial resources, adorableness.

Worthed zıt anlamlı kelimeler, Worthed kelime anlamı

Dishonorable : Şerefsiz. Yüz kızartıcı. Haysiyetsiz. Dürüst olmayan. Güvenilmez. Onursuz. Namussuz. Alçak. Şerifsiz. Ciğeri beş para etmez.

Worthless : Kötü. Karaktersiz. Değersiz. Adi.

Unworthy : Hak etmeyen. Aşağılık. Uygunsuz. Değersiz. Layık olmayan. Alçakça. Değmez. Değimsiz. Yakışmaz.

Worthed antonyms : contemptible, unworthiness, unrighteous, evil.