Yağmur büyüsü nedir, Yağmur büyüsü ne demek

Teknik terim anlamı:

Daha çok benzetmeli büyü ilkesine uygun işlemlerle (çocukları ıslatmak, sulara taş atmak, yağmuru canlandıran hareketler yapmak) yüce varlıklar üzerinde etkileyici gücü olduğuna inanılan dua, kurban, adak ve benzerleri aracılığıyla yağmur yağdırmaya yönelik büyü türü. a. bk. yağmurcu, yağmur duası, yağmur taşı, yada taşı.

Yağmur büyüsü anlamı, tanımı

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki

Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.

Benzetmeli büyü : Bir olayın, bir insanın, bir hayvanın, bir durumun, bir işlemin ve benzerleri simgesel ya da gerçek benzetimini yaparak aslını etkileme amacını güden büyü türü.

Yağmur duası : Kuraklık zamanlarında yağmur yağması için halkın topluca Tanrı'ya yakarması.

Yüce varlık : Bütün yaratıklardan üstün, dünyanın yaratıcısı, ölümsüz, başlangıçtan beri var olan, gücü sınırsız, kişisel niteliklere sahip, iyiliklerle dolu olduğu var sayılan, ama cezalarından da korkulan, törelerin yaratıcısı yüksek bir tanrı, yüce bir varlık.

 

Yağmur taşı : Yada taşı.

Benzetmeli : İçinde benzetme bulunan.

Etkileyici : Etkileyebilecek özellikte olan, karizmatik. Yönetici ya da örgeni diye benimsenen bir salgı bezi ya da kas topluluğu.

Yada taşı : Birbirine sürtülünce yağmur yağacağına inanılan koyu yeşil renkli, genellikle yuvarlak, fındık büyüklüğünde bir taş, yağmur taşı. Eski Türk budunlarının, yağmur ve kar yağdırdığına, yel estirdiğine inandıkları kutsal ve büyüsel taş. a. bk. yağmur taşı. Ak, yeşilimtrak ya da yeşil renkli bir ışınsı türü. (Genellikle kütlesi biçimsizdir. Bu taşa nefrit adı da verilir ve süs taşı olarak kullanılır.). Eskiden usûlüne göre kullanılınca yağmur yağdırdığına inanılan bir taş, yağmur taşı.

Varlıklar : Bir tecimenin ya da ortaklığın para ile değerlendirilebilen malları ve haklarının toplamı. Bir tecimen ya da ortaklığın toplanabilecek alacaklarını da kapsamak üzere belirli bir süredeki taşınır ve durağan mallarının tümünün para olarak karşılanabilen değeri.

Yağmurcu : Dinsel, büyüsel ve gizemsel yollarla yağmur yağdırma işini bilen, yöneten kimse; büyücü.

Yağdırma : Yağdırmak işi.

Islatmak : Islak duruma getirmek. Dayak atmak veya ağır hakarette bulunmak. Mutlu bir olayı yeme içme ile kutlamak.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Benzetme : Benzetmek işi. Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi, benzeti, teşbih.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

 

Islatma : Islatmak işi. Bağlayıcının pigment taneciklerini tamamen sarması.

Yönelik : Belli bir yöne çevrilmiş olan, müteveccih.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

Kurban : Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen hayvan. Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse. Müslümanlarda Kurban Bayramı. Bir kazada veya felakette ölen kimse. İçtenliği belirten bir seslenme sözü. Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse.

Diğer dillerde Yağmur büyüsü anlamı nedir?

Osmanlıca Yağmur büyüsü : yağmur sihri