Yalancı ayak nedir, Yalancı ayak ne demek

Yalancı ayak; bir hayvan bilimi terimidir.

Biyoloji'deki anlamı:

Özellikle amip benzeri bir hücreli hayvanlarda ve fagositoz yapan hücrelerde sitoplâzma uzantıları. Psödopod.

Bazı yosunlarda sporangiyumu destekleyen sap.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Özellikle amip benzeri bir hücreli hayvanlarda hareket ve beslenmeye yarayan sitoplazma uzantısı, psödopod.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Özellikle amip benzeri bir hücreli hayvanlarda ve fagositoz yapan hücrelerde geçici sitoplazma uzantıları. Bu uzantılar kimi protozoonlarda hareket organı olarak görev yaparlar. Yalancı ayaklar çeşitli amip türlerinde çok belirgin olmasına rağmen lökosit gibi kimi metazoa hücrelerinde ve nematod spermatozoonlarında da bulunmaktadır. Lobopodyum, filopodyum, rizopodyum (retikulopodyum) ve aksopodyum olmak üzere dört değişik yalancı ayak bulunmaktadır, psödopod, psödopodyum.

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: psödopot), (Yun. pseudos = yalan, Yun. pous = ayak): Ayak biçiminde bir vücut çıkıntısı olup amiplerde, akyuvarlarda ve benzeri hareketi sağlar.

İngilizce'de Yalancı ayak ne demek? Yalancı ayak ingilizcesi nedir?:

pseudopod, pseudopodia, pseudopodium

 

Fransızca'da Yalancı ayak ne demek?:

lobopode (lobe + pied) pseudopode (faux +pied), pseudopode

Osmanlıca Yalancı ayak ne demek? Yalancı ayak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

ricl-i kâzip

Yalancı ayak hakkında bilgiler

Yalancı ayak veya psödopod (İngilizce: pseudopod); akyuvar ve amip gibi bir hücreli canlılar ile fagositoz yapabilen hücrelerde hareketi veya beslenmeyi sağlayan hücre çıkıntılarına verilen addır. Yalancı ayaklar mikrotübüllerin ve filamentlerin desteği ile oluşur. Yalancı ayaklar kimi hücrelerde beslenme ve hareket işlevi dışında avcılık faaliyetinde de görev alır. Örneğin, bağışıklık hücreleri vücuda girmiş zararlı bakteri ve virüsleri bu özellik aracılığı ile yakalamaktadır. Yalancı ayak, hücre zarının dış yüzeyinde bulunan çeşitli almaçların dış maddeler ile etkileşmesi sonucunda hücreyi uyarması ile oluşur.

Yalancı ayak tanımı, anlamı:

Hücre : Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Küçük oda.

 

Hareket : Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Davranış, tutum. Deprem. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Devinim. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma.

Beslenme : Vücut için gerekli besin maddelerini alma.

Yalancı : Gerçek olmayan, gerçeğe benzetilmiş. Yalan söylemeyi huy edinmiş olan kimse.

Yalan : Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Uydurma. Yalancı kimse.

Ayak : Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Halk edebiyatında uyak. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bacak. Basamak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Göl ayağı. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut.

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Protoplazma : Yapı bakımından çekirdek ve sitoplazmadan oluşan, yan sıvı, saydam ve canlı hücrenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer.

Uzantı : Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm. Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası.

Akyuvar : Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.

Amip : Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).

Canlı : Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canı olan, diri, yaşayan. Güçlü, etkili. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

Fagositoz : Hücre yutarlığı.