Yolk türkçesi Yolk nedir

  • Yumurta sarısı.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Embriyonun gelişimini sağlayan yumurta kısmı.
  • Yün yağıltısı.
  • Yağıltı.
  • Yağ, protein vitamin ve mineral bakımından zengin, yumurta içinde yer alan sarı kütle. döllenmiş yumurtada blastula evresinden sonra meydana gelen blastocystin ortasında oluşan yolk kesesini dolduran, embriyonun gelişimi için gerekli, depo besin maddesi, vitellus.
  • Vitellüs.
  • Yapağı yağı.
  • Yumurtanın içerdiği embriyonun gelişimi için gerekli depo besin maddesi. .

Yolk ile ilgili cümleler

English: Is eating egg yolks really that unhealthy?
Turkish: Yumurta sarısı yemek gerçekten o kadar sağlıksız mi?

English: She removed the yolk from the egg.
Turkish: Yumurta sarısını yumurtadan çıkardı.

English: My daughter likes egg yolks.
Turkish: Kızım yumurta sarısını seviyor.

English: I love egg yolks.
Turkish: Yumurta sarısını severim.

English: The eggs I ate this morning both had two yolks.
Turkish: Bu sabah yediğim yumurtaların her ikisinin de iki sarısı vardı.

Yolk ingilizcede ne demek, Yolk nerede nasıl kullanılır?

Yolk bag : Vitellüs kesesi.

Yolk gland : Vitellüs bezi. Birçok yassı solucanların ve rotatorların üreme organlarında bulunan ve yumurtalara besin maddesi sağlayan bir çift bez. Vitellus bezi.

 

Yolk index : Sarı indeksi. Yumurtaya ait iç kalite özelliği olup yumurta sarısı yüksekliğinin yumurta sarısı çapına rölatif oranı.

Yolk membrane : Yumurtanın plazma zarını saran kalın saydam tabaka, oolemma, vitellüs zarı. Vitellüs zarı. Ovum hücre zarı.

Yolk sac : Yumurta kesesi. Vitellüs kesesi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Döllenmiş yumurtada blastula evresinden sonra meydana gelen blastosistin ortasında oluşan besin maddelerinden zengin sıvıyla dolu boşluk. Yolk kesesi. Vitellus kesesi. Yüksek yapılı omurgalı hayvanlarda embriyoya bağlı ve içinde vitellus bulunan, besinin bir kanal aracılığı ile gelişen embriyoya aktarıldığı bir kese. Bir balığın yumurtalarını çevreleyen zar. larvaların beslenmesi için gerekli yumurta sarısını içeren kese. Yüksek yapılı omurgalı hayvanlarda embriyoya bağlı ve içinde vitellüs bulunan, besinin bir kanal aracılığıyla gelişen embriyoya aktarıldığı bir kese.

Yolk saced larvae : Besin keseli larva. Alabalıklarda yumurtadan çıkan larvaların besin kesesini tüketip dışarıdan yem alma durumuna gelinceye kadarki dönem, alevin.

Yolks : Yağıltı. Yün yağıltısı. Yumurta sarısı. Embriyonun gelişimini sağlayan yumurta kısmı. Yapağı yağı. Yolk.

Yolk sac larva : Yumurtadan çıkmış fakat dış beslenmeye geçmemiş ve yumurta sarısıyla beslenmeye devam eden larva. Yumurta keseli larva.

Yolky : Yumurta sarısını andıran.

Egg yolk : Yumurta beyazı. Yumurta sarısı. Yağ, protein vitamin ve mineral bakımından zengin, yumurta içinde yer alan sarı kütle. döllenmiş yumurtada blastula evresinden sonra meydana gelen blastocystin ortasında oluşan yolk kesesini dolduran, embriyonun gelişimi için gerekli, depo besin maddesi, vitellus. Yumurtanın protein ve diğer besin maddeleri içeren, embriyo ve larvayı besleyen, sarı renkli yarı kristal besin deposu. Yumurtanın sarısı.

 

İngilizce Yolk Türkçe anlamı, Yolk eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Yolk ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abdominal distention : Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Abdominal gerginlik. Karın gerginliği.

Dotters : Ketencik. Almanya susamı. Noktalayıcı. Nokta koyan kimse veya şey. Noktalar yapmak için kullanılan alet.

Nutrient : Besin değeri yüksek. Besin elementi. Besin ögesi. Besinli. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gıdalı. Canlıların büyüme ve gelişmesi için gerekli olan organik ve inorganik maddeler, besin maddesi. Enerji sağlayan, büyüme, gelişme ve hayatın sürdürülebilmesi için gereksinim duyulan, eksikliği tipik biyokimyasal veya fizyolojik değişikliklere neden olan ve gıda bileşeni olarak bilinen maddeler, besin elementi. Herhangi bir organizmanın beslenmesi için gerekli olan maddeler. besin maddesi. Besleyici.

Fixings : Garnitür. Tertibat. Teçhizat. Aksesuar. Donatım.

Abattoir : Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Kesimevi. Salhane. Mezbaha.

Deutoplasm : Yolk. Deotoplazma.

A amplitude mod : Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır. A-mod görüntü.

A c syndrom : A-c sendromu. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

Food : Yiyecek. Aş. Yem. Azık. Halkın geleneksel yollardan elde ettiği, koruduğu ve yaşaması için tükettiği her türlü bitkisel, hayvansal ve madensel ürün, özdek, yiyecek, içecek. Yiyecekler. Nevale. Gıda. Taam.

Yolk synonyms : a crochordon, yelk, a clay, lanolin, vitellus, egg, eggs, abdominal palpation, abdomen, yellow, egg yolk, abamectin, abdominal pain, abdominal fat necrosis, a dna, grease, yolks, dotter, abaxial, a c deformity, wool oil, ingredient, abdominal ovariectomy.

Yolk ingilizce tanımı, definition of Yolk

Yolk kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The yellow part of an egg. The vitellus.