Zon nedir, Zon ne demek
Zon; Biyoloji alanında kullanılan bir terimdir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Son.
Sepet örmede kullanılan yumuşak ağaç çubuk.
Biyoloji'deki anlamı:
Benzer fauna ve flora ile belirlenen bir alan; bazı türlerin münhasıran bulunduğu bir alan.
Teknik terim anlamı:
Bölge.
Zon anlamı, tanımı
Afotik zon : Işığın uzanamadığı derin deniz bölgesi. Abisiyal zon. Abisal bölge
Epibatipelajik zon : Oksijen eksikliği, nitrat ve fosfat fazlalığı olan, su yüzeyinden 200-100 m derinliği kapsayan bölge. Oksijen eksikliği, nitrat ve fosfat fazlalığı olan, su yüzeyinden 2001000 m derinliği kapsayan bölge.
Öfotik zon : Göl ve deniz ekosisteminde dikey olarak 100 m derinliğe kadar az çok ışığın girdiği bölge; fotik zonun üst tabakası. Göl ve deniz ekosisteminde dikey olarak 100 m derinliğe kadar olan, ışıklı bölge.
Pelajik zon : Su ortamında (göl, deniz gibi) kıyılardan uzak serbest su bölgesi.
Potamal zon : Bir akarsuyun mansabına yakın olan kumlu çamurlu bölgesi.
Profundal zon : Göl ve deniz gibi sucul ekosistemde ışıksız derin zemin bölgesi.
Zon zon : Miskin miskin, tembelce.
Zon zon gezmek : Boş, işsiz dolaşmak.
Zon zön gezmek : Boş, işsiz dolaşmak.
Münhasıran : Yalnız, özellikle.
Münhasır : Bir kimse veya bir şey için ayrılmış, mahsus. Sınırlanmış, sınırlı.
Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
Sepet : Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap. Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm. Sazdan örülmüş balık kapanı. Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ. Bu kap biçiminde örülerek yapılmış. Bu kabın aldığı ölçüde.
Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.
Fauna : Direy.
Flora : Bitki örtüsü.
Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.
Çubuk : Körpe dal. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık. Ankara iline bağlı ilçelerden biri. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası. Kumaşta düz çizgi.
Beli : Evet.
Diğer dillerde Zon anlamı nedir?
İngilizce'de Zon ne demek ? : zone

Bu kısımda Zon nedir? Zon ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Zon tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Zon hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.