Zonetimes türkçesi Zonetimes nedir

  • Bölgesel saat.
  • Kuşak saati.

Zonetimes ingilizcede ne demek, Zonetimes nerede nasıl kullanılır?

Zonetime : Bölgesel saat. Kuşak saati.

Canzonet : Bir veya iki parçadan oluşan kısa ingiliz şarkısı.

İngilizce Zonetimes Türkçe anlamı, Zonetimes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Zonetimes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Erstwhile : Eskiden. Bir zamanlar. Eski. Bir zamanlarki. Önceden. Sabık. Vaktiyle.

Sometime : Sabık. Bazen. Bir ara. Bir zaman. İlerde. Eski. Evvelce. Günün birinde. Önceki. Bir gün.

Old : Önceki. Köhne. Eskimiş. Kart. Büyük. Yaşlı. Eski zamanlar. Eski. Pişkin. İhtiyar.

Former : İlk. Geçen. Sabık. Geçmiş. Eski. Evvelsi. Kalıpçı. Biçimlendirici. Gövde uçak. Önceki.

One time : Tek sefer. Bir sefer. Bir kez. Bir defa.

Quondam : Önceki. Sabık. Eski. Önceden.

Past : -den sonra. Uzağında. Geçmişte kalan. Olmuş. Bitmiş. Evveliyat. Geçmiş zaman. -sız. Sabık. Geçkin.

Zonetimes synonyms : zonetime.

Zonetimes zıt anlamlı kelimeler, Zonetimes kelime anlamı

Future : İstikbal. İleriki. Vadeli. Yarın. İleri. Gelecek zaman. İlerki. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri.

 

Present : Takdim etmek. Tanıtmak. Mevcut. Temsil etmek. Sunmak. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Halihazır. Göstermek. Hediye. Armağan.