Şaklamak nedir, Şaklamak ne demek

  • “Şak” diye ses çıkarmak

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bölmek, parçalamak.

Şaklamak anlamı, tanımı

Şakla : Et parçası, yarım koyun. Ufak karpuz

Şaklam : Güneşin en dik geldiği zaman, öğlen. Sıcaklık: Günorta şaklamı.

Şaklama : Şaklamak işi. Bıçakla etin yüzeyine kesit yapma işlemi.

Parçalamak : Parçalara ayırmak, bütünlüğünü bozmak, parça parça etmek. Birliği bozmak amacıyla bölmek.

Parçalama : Parçalamak işi.

Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

 

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Bölmek : Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek. Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak. Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Bölme : Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Diye : Herhangi bir yargıya vararak. Diyerek. Niteleyerek.

Şak : Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses. Yarma, yarılma. Yarık, çatlak. Bölük, parça, dilim. Orta : Alnının şakına vurmuşlar değneği. 1.İri ve güzel aşık. 2.Dik duran aşık. Parça, bölük. Dayak: Şak yemiş. Tekme. ''Şak'' sesi. Uşak. Güreş donu kasnağının tam göbek altına gelen bölümü. hlk. Etelerin tuzlanması işleminde, tuzun etin içerisine geçmesi ve su kaybını kolaylaştırmak için et yüzeyine bıçak ucu ile yapılan kesit. Düvenin yukarı kalkık olan ön kısmı. (Gücünkaya Aksaray, Beyağıl Ulukışla Niğde). Bir kilimi oluşturan iki parçadan herbiri. (Halkaçayır Pınarbaşı Kayseri).

 

Ses : Kulağın duyabildiği titreşim, seda, ün. Herhangi bir davranış, tutum karşısında uyanan ruhsal tepki. Akciğerlerden gelen havanın ses yolunda oluşturduğu titreşim. Duygu ve düşünce. Aralarında uyum bulunan titreşimler.

Diğer dillerde Şakırtı anlamı nedir?

Fransızca'da Şakırtı nedir ? : claquement