Sat nedir, Sat ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
1.Yalın, yalnız, tek. 2.Tüm, bütün.
Bile, üstelik, hatta : O kadar canı sıkıldı sat ağladı.
Et tahtası.
Saat.
Yalnız, yalın, tek.
Saat.
Set.
Sat ile ilgili Atasözü veya Deyim
anasını sat (veya satayım) : önem verme (vermem), aldırma (aldırmam), umursama (umursamam)! anlamında kullanılan bir söz.
Sat anlamı, kısaca tanımı
Sat 1 : Şap virüsünün serotiplerinden biri, Güney Afrika kökenli serotip-1.
Sat 2 : Şap virüsünün serotiplerinden biri, Güney Afrika kökenli serotip-2.
Sat 3 : Şap virüsünün serotiplerinden biri, Güney Afrika kökenli serotip-3.
Sat pat : 1.Seyrek, aralıklı, tek tük : Ekinler sat pat çıkmış. 2.Arasıra : Sat pat bize de uğrarlar.
Pat sat : Zaman zaman, ara sıra, tek tük.
Üstelik : Üste verilen şey, fark. Ayrıca, bir de, bundan başka. Güçlü, kuvvetli, sağlam.
Yalnız : Yanında başkaları bulunmayan. (ya'lnız) Yalnızca. Ama. (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak. Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.
Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.
Üstel : Üstü olan.
Bütün : Eksiksiz, tam. Bozuk olmayan (para). Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.
Yalın : Alev. Çıplak, kınından çıkmış. Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı).
Hatta : Bile, hem de. (ha'tta:) Üstelik, ayrıca.
Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.
Üste : "Fazladan vermek, ödemek" anlamındaki üste vermek, "fiyatı artırmak eklemek, katmak" anlamlarındaki üste vurmak deyimlerinde geçen bir söz. "Başarmak, becermek" anlamındaki üstesinden gelmek deyiminde geçen bir söz.
Yalı : Sahil. Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev.
Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.
Taht : Hükümdarların oturduğu büyük, süslü koltuk. Hükümdarlık makamı, hükümdarlık.
Saat : Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası. Günün hangi anı olduğunu gösteren alet. Vakit, zaman. Sayaç. Bir işin yapıldığı belli bir zaman.
Sıkı : Dar. Güçlü ve çabuk, hızlı. Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Zorlu, güçlü ve etkili. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlayıcı durum. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Sıkıca, iyice.
Diğer dillerde Sarsina anlamı nedir?
İngilizce'de Sarsina ne demek ? : sarcina


Bu kısımda Sat nedir? Sat ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sat tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sat hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.