Çerkez peyniri nedir, Çerkez peyniri ne demek

  • Peynir yapmak için mayalanan sütün ince dilimlenerek sıcak suya atılmasıyla yapılan, taze veya kuru olarak yenen tuzlu bir peynir türü

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Çerkez kökenli aileler tarafından üretilen tuzsuz, ağızda elastiki bir ses çıkaran, dokusu gözeneksiz, krem veya açık sarı renkte, yuvarlak kalıplar hâlinde üretilen yöresel peynir çeşidi.

İngilizce'de Çerkez peyniri ne demek? Çerkez peyniri ingilizcesi nedir?:

circassian cheese

Çerkez peyniri hakkında bilgiler

Çerkes peyniri (Adigece: адыгэ Къуае, Arapça: جبنة شركسيّة‎, Rusça: Адыгейский сыр), peynir yapmak için mayalanan sütün ince dilimlenerek sıcak suya atılmasıyla yapılan, taze veya kuru olarak yenen tuzlu bir peynir türü. Çerkes tuzsuz peyniri taze ve kurutulmuş olmak üzere iki çeşidi vardır. Füme çerkes peyniri kurutulmuş peynir yapıldıktan sonra, odun ateşinin közlerinden bir miktar yukarıda asılarak ısı ve is ile kurutulur bu şekilde bozulmadan uzun süre dayanabilmektedir. Krem veya açık sarı bir renge sahiptir.

Çerkes mutfağı'nın en ünlü yemeklerinden birisidir. Çerkes peyniri tüm Kuzey Kafkasya'da yapılır ve aynı zamanda diğer ülkelerde yaşayan Çerkesler tarafından da bilinir. Özellikle Türkiye, Suriye, Irak, Mısır, Ürdün ve Avrupa'da yaygın olarak tüketilir..

 

Çerkes peynirinin yapımı zor olduğu gibi mayalanma işlemi de bir o kadar uzun ve zahmetlidir. Çerkes peyniri 3 ay gibi bir sürede mayalanmaktadır. Her yıl Adige Cumhuriyeti'nin başkenti Maykop'ta Çerkes peyniri festivali yapılır ve tüm Kuzey Kafkasya'dan temsilciler gelir, rekabet halinde küçük yarışmalar düzenlenir.

Çerkez peyniri kısaca anlamı, tanımı:

Peynir : Maya ile katılaştırılarak sütten yapılmış olan ve birçok türü olan besin.

Yapmak : Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Üretmek. Olmasına yol açmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Yol almak. Bir durum yaratmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Evlendirmek. Davranmak, hareket etmek. Salgılamak, çıkarmak. Dışkı çıkarmak.

Maya : Dişi deve. İçerdikleri enzimlerin katalizör niteliği etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren bir hücreli bitki organizmaları. Uzun havalardan bir tür halk türküsü. Arsız, utanmaz kimse. Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde, ferment. Damızlık dişi hayvan. Yaradılış, öz nitelik.

İnce : Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Zayıf. Ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Hafif, gücü az.

 

Dilim : Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Radyatör parçalarından her biri. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça.

Sıcak : Dostça olan, sevgi dolu. Havadaki yüksek ısı. Sıcak yer. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Hamam. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı.

Atılma : Atılmak işi.

Taze : Genç kadın. Bozulmamış, bayatlamamış olan. Yeni, zamanı geçmemiş. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı.

Tuzlu : Yapılışında tuz bulunan, tuzu çok olan. Çok pahalı. Tuzu olan.

Çerkez : Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Tuzsuz : Tatsız şakalar yapan (kimse). Tuzu olmayan veya tuzu az olan.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Füme : Duman rengi. Bu renkte olan. Tütsü ile kurutulmuş (balık, et).

Odun : Yakılmak için kesilmiş, parçalanmış ağaç. Anlayışsız ve kaba (kimse).

Ateşin : Ateşli, coşkun. Ateş renginde olan.

Miktar : Ölçü. Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.