Çevre alanı nedir, Çevre alanı ne demek

Teknik terim anlamı:

(bir ölçüştürme-karşılaştırma-alanının) Parıltısı, görme organı üzerinde dolaylı bir etki dışında, görsel ışıkölçümsel ölçüştürmeye girmeyen, ve ölçüştürülecek parıltılar alanını sınırlayan ve çevreleyen alan.

Çevre alanı anlamı, tanımı

Alanı : Şeftali, kayısı, armut gibi meyvaların ceviz ve şeker karıştırılıp ipe dizilen ve güneşte kurutulan ezmesi

Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

 

Görme organı : Göz, görme sinirleri ve beynin, ışık uyartısını, öznel karşılığı görsel algı olan sinirsel uyarmalar bütününe çeviren parçacıklarının topuna birden verilen ad. Belli ışık dalgalarını almaya yarayan ve birincil (primer) duygu hücrelerinden meydana gelmiş olan organ, göz. Belli ışık dalgalarını almaya yarayan ve birincil duygu gözelerinden meydana gelmiş olan organlar; göz.

Ölçüştürmek : Ölçüşme işini yaptırmak. Aradaki farkı bulmak için iki şeyi yan yana getirmek, karşılaştırmak, mukayese etmek.

Ölçüştürme : Ölçüştürmek işi.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Dolaylı : Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt.

Parıltı : Parıldama, göze çarpan parlaklık.

Görsel : Görme duyusuyla ilgili olan, görmeye dayanan.

Görse : Göre.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Ölçüş : Ölçme işi.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Girme : Girmek işi.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Diğer dillerde Çevre alanı anlamı nedir?

İngilizce'de Çevre alanı ne demek ? : surround of a comparison field