Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl nedir, Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl ne demek
Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl; Biyoloji alanında kullanılan bir terimdir.
Biyoloji'deki anlamı:
Karaciğerde sentezlenen bir grup plazma lipoproteini olup trigliseritler karaciğerden yağ dokusuna taşınır. VLDL.
Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl anlamı, kısaca tanımı
Çok düşük yoğunluklu lipoprotein : İnce bağırsak ve çoğunlukla karaciğerden, yağ ve kas dokularına trigliseritleri taşıyan, molekül ağırlığı 5x103 kilodalton dolayında olan lipoprotein sınıfı, prebetalipoprotein, VLDL
Düşük yoğunluklu lipoprotein : Kolesterolü periferal dokulara taşıyan, yeniden kolesterol sentezini düzenleyen, kolesterol esterleri bakımından zengin bir grup plazma lipoproteini. Kolesterolün karaciğer dışındaki dokulara taşınmasını sağlayan ve bu dokularda kolesterol sentezini düzenleyen, VLDLin yıkımlanmasıyla oluşan, kolesterol ve kolesterol esterleri bakımından zengin bir lipoprotein sınıfı, beta lipoprotein, LDL.
Lipoprotein : Basit bir protein ile daha yüksek bir yağ asidinden oluşan kompleks yapı. Kanda lipitlerin taşınmasını sağlayan bir proteinle bir yağ asidinin birleşmesinden meydana gelen organik bir madde. Kimyasal bileşimi bakımından hem lipoyid hem protein kapsayan maddeler.
Vldl : [Bakınız: çok düşük yoğunluklu lipoprotein]. Çok düşük yoğunluklu lipoprotein.
Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
Düşük : Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt. İktidardan düşmüş ya da düşürülmüş. Az. Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış. Dil bilgisi kurallarına uymayan. Eski değer ve onurunu yitirmiş olan.
Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).
Yoğunluk : Yoğun olma durumu. Bir cismin birim hacminin kütlesi, gravite. Yoğun bir maddenin özelliği, kesafet.
Trigliserit : Genel formülü CH2(OOCR1)CH(OOR2)CH2(OOR3) olan, hayvan, bitki ve deniz ürünlerinin özütlenmesinden elde edilen, yenilebilir yağların ve monogliseritlerin imalatında kullanılan, yağ asitleri ve gliserolden doğal olarak meydana gelen bir ester. Triaçilgliserol.
Yağ dokusu : Hücrelerinde yağ granülleri bulunan özelleşmiş bir bağ dokusu tipi. Esmer yağ dokusu, beyaz yağ dokusu. Adiposit denilen ve trigliserid depolayan hücrelerden oluşan gevşek bağ dokusu, adipoz doku. Bağ dokusunda hücreleri yağ granüllerini içeren yağ hücrelerinin oluşturduğu doku, adipoz doku. Metabolik etkinlikleri, renkleri ve dağılımları farklı tekstus adipozus albus adı verilen beyaz yağ dokusuyla tekstus adipozus fuskus adı verilen esmer yağ dokusu bulunur. Trigliserit depolama ve vücut ısısının korunmasında görev alır. Çok sayıda yağ gözelerinin bir araya gelmesiyle meydana gelen bir doku.
Karaciğer : Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.
Yağ doku : Vücutta yağ tabakalarını oluşturan doku.
Taşınır : Taşınabilen (eşya). Para, çek, senet, tahvil vb. değerli kâğıt, taşınabilir, menkul.
Plazma : Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. [Bakınız: protoplazma]. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde.
Sentez : Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.
Dokus : Dokuz.
Grup : Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü.
Sent : Doların yüzde biri değerinde para birimi.
Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.
Diğer dillerde Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl anlamı nedir?
İngilizce'de Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl ne demek ? : very low density lipoprotein

Bu kısımda Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl nedir? Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çok düşük yoğunluklu lipoprotein vldl hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.