Çuhadar nedir, Çuhadar ne demek
Çuhadar; Tarih alanında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.
Tarih terimi olarak anlamı:
Sarayın haseki odasındaki en yüksek dört ağadan, başlıca görevleri törenlerde atla padişahın ardından giderek yağmurluğunu taşımak, halka para dağıtmak; padişahın kaftan ve börklerine bakmak, bulunmadığı zaman silahtara vekillik etmek olan üçüncüsünün sanı.
Vezir ve öteki büyük orun sahiplerinin konak dışı işlerini yapan görevliler.
Resmi dairelerde ayak hizmeti gören çuha giysili kimseler.
Çuhadar kısaca anlamı, tanımı
Çuha : Tüysüz, ince, sık dokunmuş yün kumaş
Çuhadarlı : Kahramanmaraş kenti, Andırın ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Çuhadarlık : Çuhadarın işi.
Salma çuhadarı : Kendini tanıtmamak için giysi değiştirip gezerek suçluları kovuşturmak ve kamu düzenini korumakla görevli yeniçeri subayının sanı.
Kapı çuhadarı : Osmanlı devlet teşkilatında ayak işlerinde, özellikle postacılık görevinde kullanılan kimse.
Her biri : Ayrı ayrı hepsi.
Vekillik : Vekil olma durumu, asalet karşıtı. Bakanlık. Birinin yerine iş görme yetkisi, naiplik.
Yağmurlu : Yağmuru olan, yağmur yağan.
Silahtar : Osmanlılar döneminde padişah, sadrazam, vezir ve benzerleri devlet büyüklerinin silahlarına bakan ve koruyan kimse. Kayseri şehrinde, Felâhiye ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Dağıtmak : Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.
Giderek : Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak, tedricen.
Giysili : Üzerine herhangi bir giysi giymiş olan, elbiseli, kıyafetli, esvaplı, libaslı, urbalı.
Her bir : Sayılabilen şeylerin ayrı ayrı hepsi, beher (I).
Padişah : Osmanlı Devleti'nde devlet başkanına verilen unvan, hükümdar, sultan.
Başlıca : En önemli, başta gelen.
Dağıtma : Dağıtmak işi, tevzi.
Bulunma : Bulunmak işi.
Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.
Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.
Taşımak : Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Duymak, hissetmek. Giymek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Üstünde bulundurmak.
Diğer dillerde Çuha çiçeğigiller anlamı nedir?
İngilizce'de Çuha çiçeğigiller ne demek ? : primulas

Bu kısımda Çuhadar nedir? Çuhadar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Çuhadar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Çuhadar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.