Öldürücü doz 50 nedir, Öldürücü doz 50 ne demek

Teknik terim anlamı:

Belirlenmiş bir zaman içinde bir deney grubundaki canlıların %50’sini öldüren madde miktarı, letal doz 50.

Öldürücü doz 50 kısaca anlamı, tanımı

Öldürücü doz : Zehirli madde, virüs ve benzerleri maddelerin belirlenmiş bir zaman içinde bir deney grubu içindeki hayvanların %100'ünü öldüren miktarı. Letal doz. Belirlenmiş bir zaman içinde bir deney grubundaki canlıların %100’ünü öldüren madde miktarı, letal doz. Kullanıldığı zaman belli bir zaman içinde (24 saat) ölüme yol açabilen ilaç miktarı

Doz : Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.

Öldürücü : Öldüren, ölüme sebep olan, ölüme yol açan. Bayıltıcı, bunaltıcı, sıkıcı, yorucu.

Letal doz 50 : Öldürücü doz 50.

Bir zaman : Geçmiş zamanda, eskiden, vaktiyle. Belirli bir süre, biraz.

Letal doz : [Bakınız: öldürücü doz]. Öldürücü doz.

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.

Miktar : Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik. Ölçü.

Letal : [Bakınız: öldürücü]. Öldürücü. Ölüme götüren, öldürücü, ölümcül.

 

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül.

Deney : Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

Zama : Üzengi kayışı. Çarkta bükülürken iki kazık arasında birbirine eklenerek katlanan kıl ipi katlarından her birinin boy ölçüsü. Enişte. Güvey.

Beli : Evet.

Leta : Derilerin harçtan çıktıktan sonra bol suda yıkanması işlemi.

 

Dene : Tane: Bahçeye beş dene kuzu girdi. Tahıl. Kabuğu dövülerek soyulmuş buğday, aşlık. Tane. Tane, adet. Buğday ve benzerleri mahsulün tanesi. Defa. Dokuma tezgâhında çalışan kadınlara armağan olarak gönderilen kuruyemiş ve şekerleme. (Yenikent Aksaray Niğde). Tane, habbe.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Öldürücü doz 50 anlamı nedir?

İngilizce'de Öldürücü doz 50 ne demek ? : lethal dose 50, ld50