In a tight corner türkçesi In a tight corner nedir

  • Köşeye sıkışmış.
  • Zor durumda.
  • Köşeye sıkışmış vaziyette.

In a tight corner ingilizcede ne demek, In a tight corner nerede nasıl kullanılır?

In : Gelmiş olan. İçinde. İçine. İçeri doğru yönelen. İçeri. Mevsimi gelmiş. Tutulan. Çok moda olan. Halinde. İçeriye.

A : Miktar belirtir. Belirli bir tür veya nitelikteki. En yüksek not. (herhangi) bir. Amperin simgesi. Herhangi bir. Atom ağırlığı. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Pek iyi. Argonun simgesi.

Tight : Sıkı. Cimri. Kritik. Sık (saflar). Başabaş. Eli sıkı. Dar. Sızdırmaz. Sıkışmış. Sızmaz.

Corner : Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. Köşe dönmek. Köşeye kıstırmak. Köşe oluşturmak. Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri. Viraj almak. Köşe. Kıstırmak. Köşeye sıkıştırmak. Piyasasını ele geçirmek.

In a tight spot : Sıkıntıda. Zor durumda. Darda.

Be in a tight corner : Köşeye sıkışmak. Zor durumda olmak.

In a bad light : Negatif bir yolla. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta. Kötü bir ışıklı.

In a bad fix : Zor bir halde. Sıkıntıda. Zor durumda. Zor bir durumda.

In a bad condition : Kötü durumda.

İngilizce In a tight corner Türkçe anlamı, In a tight corner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In a tight corner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

In deep water : Sıkıntıda veya felakette. Güç durumda. Şaşkınlık içinde. Zorlukta. Başı dertte.

In the soup : Başı dertte. Belada. Sıkıntıya düşmüş. Darda veya dara düşmüş. Sıkıntıda veya sıkıntıya düşmüş.

On the spot : Başı belada. Mahallinde. Tam vaktinde. Olay yerinde. Hemen. Tehlikede. Yerinde. Derhal. Hemen oracıkta.

Cornered : Köşeye kıstırılmış. Köşeye sıkıştırılmış. Sıkıntılı. Köşeli. Pusuya düşmüş. Pusu kurulmuş. Tuzağa düşmüş.

Trapped : Kapak takmak (gaz kaçırmasın diye). Tuzağa düşmüş. Tutsak kalmış. Hapsedilmiş. Pusu kurulmuş. Oyuna getirmek. Kapan kurmak. Tuzağa düşürülmüş. Kapana kısılmış.

In a cleft stick : Çıkmazda. Açmazda.

Has difficulty : Sorun yaşıyor. Zorluk çekiyor.

Has a hard time : Sıkıntısı var. Sorunları var.

Up a gum tree : Kötü durumda. Çetrefilli. Güç durumda.

In a fix : Güç bir durumda. Çocuklu. (eski argo) hamile.

In a tight corner synonyms : in a bad fix, in a tight spot, in a pickle, up against a stone wall, in dire straits, at bay, treed, at a push.