Incidences türkçesi Incidences nedir
Incidences ile ilgili cümleler
English: There are no coincidences.
Turkish: Hiçbir çakışma yok.
English: Coincidences happen every day.
Turkish: Tesadüfler her gün olur.
English: I don't believe in coincidences.
Turkish: Tesadüflere inanmam.
Incidences ingilizcede ne demek, Incidences nerede nasıl kullanılır?
Coincidences : Tesadüf. Denk gelme. Çatışma. Rastlantı.
Incidence of a tax backward : Verginin geriye yansıması. Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak üreticiler tarafından tüketicilere yansıtılamayıp bir kısmını kendilerinin ödemek zorunda kalması.
Incidence of a tax forward : Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak bir kısmının satıcılar tarafından alıcılara ödettirilmesi. Verginin ileriye yansıması.
Incidence of tariffs : Gümrük vergilerinin yansıması. İstem esnekliğinin sonsuz olmaması durumunda, dışalımcı ülkenin yeni bir gümrük vergisi koyması ya da uyguladığı gümrük vergilerini yükseltmesinin, yurtiçi fiyatları yükselterek vergi yükünün tüketicilere aktarılmasına yol açması; dışalımcı ülkenin önemli ve büyük bir pazar olması durumunda ise vergi yükünün bir kısmının ya da tamamının dışsatımcı tarafından malın fiyatının düşürülerek üstlenilmesi. Gümrük vergisi yansıması.
Tax incidence shifted backward : Verginin geriye yansıması. Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak üreticiler tarafından tüketicilere yansıtılamayıp bir kısmını kendilerinin ödemek zorunda kalması.
Anticoincidence element : Karşıtlık elemanı. Karşıtlık öğesi.
Anticoincidence operation : Karşıtlık işlemi.
Relative incidence : İzafi etki.
Tax incidence shifted forward : Verginin ileriye yansıması. Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak bir kısmının satıcılar tarafından alıcılara ödettirilmesi.
Tax incidence : Vergi yükünün, istem ile sunumun fiyat esnekliklerine bağlı olarak alıcılar ve satıcılar arasında paylaşılması. Vergi yükü. Vergi yansıması. Verginin yansıması.
İngilizce Incidences Türkçe anlamı, Incidences eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Incidences ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Reflexion : Akis. Yansıyan görüntü. Fikir. Refleks. Ayıplama. Düşünme. Aksetme. İftira. Kusur bulma.
Morbidity : Hastalık. Morbidite. Hastalıklılık. Hasta olma hali. Hastalık gösterme hali. bir sürü içinde hastalığa yakalananların sağlamlara oranının yüzde veya binde ifadesi. Ölüm haddi. Hastalık oranı. Marazilik. Belirli bir bölgede belirli bir hastalığın nispi sıklığı.
Reflections : Hayal. Akis. Kusur bulma. Ayıplama. Yansıyan görüntü. Yankı. Derin düşünce. Refleks. Aksetme.
Act : Çeşitli güdülerden kaynaklanan ve tanısal bir içeriği olan amaçlı davranış. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. Rol yapmak. Yapmak. Görevini yapmak. Etki etmek. Bölüm. Edim. Hukuk, kimya, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır.
Proportions : Miktar. Boyutlar. Nispet. Uyum. Pay. Orantı. Nicelik. Simetri.
Flukey : Dönek. Kararsız. Şans. Şansa bağlı.
Incidence : İnsidans. Sıklık. İnsidens. Bir olayın belli bir toplulukta belirli süre içerisindeki görülüş sayısı, insidans.
Reflectivity : Yansıtma katsayısı. Kalınlığının daha çok artmasıyle yansıtma çarpanının artık değişmeyeceği kalınlıkta maddesel bir katın bütün yansıtma çarpanı. Yansıtma. Yansılırlık. Yansıtıcılık. Yansıtırlık. Özyansıtırlık. Reflektivite.
Rate : Addetmek. Düzenleme, sıra yöntem, çeşit. Bir borcun belirli bir sürede ödenebilmesi için verilmesi gerekli bölümlerinden her biri. bir nesnenin parça parça yapılması. Olarak görmek. Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan, incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının, bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt. Birim zamanda alınan yol ile ölçülen devinim niceliği. bir kimyasal tepkimede ürünlerin birim zamandaki oluşum niceliği. Bölek. Kur. Nicel değişmelerin hızını dile getirmek üzere başvurulan ve bir nicel büyüklüğün z(...) ve z(...) zamanları arasında gösterdiği artış ya da azalışın ilk büyüklüğe bölünmesiyle elde edilen göreli ölçüm. Layık olmak.
Casus : Olay. Latince casus belli ifadesinin bir parçası (savaş sebebi sayma, savaşa doğru gidiş). Kaza. Birleşik (gramer). Hadise.
Incidences synonyms : optical phenomenon, fortuitously, flukier, effectiveness, fortuities, demesnes, echoey, ratio, radii, onomatopoeia, clout, coincidences, action, ratios, adventitiousness, action radius, fact, backlashing, clouting, quotient, incident, sweep, mirror, actions, casualness, concurrences, orbit, correlation, radius, rebound, percentage, clouts, bearing.

Bu kısımda Incidences kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Incidences ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Incidences anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Incidences ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.