Incidence türkçesi Incidence nedir

  • Oran.
  • Etki.
  • Yansıma.
  • Tesadüf.
  • Epidemiyolojide, belirli bir zamanda yeni hastalık vakalarının sayısı, prevalansın aksine bir oran ölçüsü. belirli bir popülasyonda hastalık vakalarının görülme sıklığı.
  • İsabet.
  • İnsidens.
  • Tekrar oranı.
  • İnsidans.
  • Bir olayın belli bir toplulukta belirli süre içerisindeki görülüş sayısı, insidans.
  • Bir şeyin meydana gelmesi.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Rastlantı.
  • Sıklık.
  • Vaka.
  • Etki alanı.

Incidence ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't think this is a coincidence.
Turkish: Ali bunun bir tesadüf olduğunu sanmıyor.

English: Do you think it's just a coincidence?
Turkish: Bunun sadece bir tesadüf olduğunu mu düşünüyorsun?

English: Coincidences happen every day.
Turkish: Tesadüfler her gün olur.

English: Do you think that's a coincidence?
Turkish: Bunun bir tesadüf olduğunu düşünüyor musun?

English: Ali said that it was just a coincidence.
Turkish: Ali bunun sadece bir tesadüf olduğunu söyledi.

Incidence ingilizcede ne demek, Incidence nerede nasıl kullanılır?

Incidence of a tax backward : Verginin geriye yansıması. Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak üreticiler tarafından tüketicilere yansıtılamayıp bir kısmını kendilerinin ödemek zorunda kalması.

 

Incidence of a tax forward : Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak bir kısmının satıcılar tarafından alıcılara ödettirilmesi. Verginin ileriye yansıması.

Incidence of tariffs : İstem esnekliğinin sonsuz olmaması durumunda, dışalımcı ülkenin yeni bir gümrük vergisi koyması ya da uyguladığı gümrük vergilerini yükseltmesinin, yurtiçi fiyatları yükselterek vergi yükünün tüketicilere aktarılmasına yol açması; dışalımcı ülkenin önemli ve büyük bir pazar olması durumunda ise vergi yükünün bir kısmının ya da tamamının dışsatımcı tarafından malın fiyatının düşürülerek üstlenilmesi. Gümrük vergisi yansıması. Gümrük vergilerinin yansıması.

Tax incidence shifted backward : Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak üreticiler tarafından tüketicilere yansıtılamayıp bir kısmını kendilerinin ödemek zorunda kalması. Verginin geriye yansıması.

Tax incidence shifted forward : Verginin ileriye yansıması. Üretilen mallar üzerine konan vergilerin, malın istem ve sunumunun fiyat esnekliğine bağlı olarak bir kısmının satıcılar tarafından alıcılara ödettirilmesi.

Relative incidence : İzafi etki.

Anticoincidence circuit : Antikoensidans devre. Çakışmasız devre.

Anticoincidence operation : Karşıtlık işlemi.

Tax incidence : Vergi yükünün, istem ile sunumun fiyat esnekliklerine bağlı olarak alıcılar ve satıcılar arasında paylaşılması. Vergi yükü. Vergi yansıması. Verginin yansıması.

Incidences : Yansıma. İsabet. Bir şeyin meydana gelmesi. Tekrar oranı. Oran. Rastlantı. Vaka. Etki. Tesadüf. Etki alanı.

 

İngilizce Incidence Türkçe anlamı, Incidence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Incidence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

Chances : İhtimal. Şans. Talih. Risk. Olasılık. Kısmet. Riziko. Baht. Fırsat. İmkan.

Radii : Önkol kemiği. Yarıçaplar. Çevre (daire). İspit. Erim. Yarıçap. Radyus. Yarıçapın çoğulu.

Rebounds : Geri sekmek. Sekmek. Rezonans. Yankılanmak. Yankı. Yansımak. Geri sıçramak. Geri tepme. Reaksiyon.

Contiguousness : Civar. Yakınlık. Sınırlar paylaşma. Bitişiklik.

Frequency : Devir sıklığı. devir süresinin tersi. Bir dalga deviniminin zaman birimindeki çevrim, salınım ya da titreşim sayısı; (genellikle bu zaman birimi saniye olarak alındığından) saniyedeki çevrim, salınım ya da titreşim sayısı. (bu çevrim, salınım ya da titreşimler, dönem adı verilen eşit zaman aralıklarıyla yinelenme özelliği taşırlar. saniyedeki dönem sayısı, yinelenimdir. yinelenimin sı birimi hertz'dir). bir dalga deviniminde, bu dalganın yayılma hızının, dalganın uzunluğuna bölünmesine eşit sayı. ses dalgasında, bu dalgayı oluşturan titreşimlerin saniyedeki sayısı. Bilgisayar, eğitim, ekonomi, fizik, kimya, gitar, uzay, gramer, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Titreşen bir nesnenin bir saniyedeki titreşim sayısı; bir konuşmada, bir yazıda veya bir yazarın eserinde bazı kelimelerin öteki kelimelere oranla daha çok ya da daha az kullanılması durumu. Sıksayı. Sık sık tekrarlanma. Sıra. Belli bir puanla gösterilen ya da herhangi bir sınıf genişliği içinde yer alan denek, gözlem ya da olay sayısı. bir gözlem dizisinde aynı değerlerin yinelenmiş sayısı. Bir ses dalgasında bir saniyede salınan dalga boyu sayısına karşılık gelen ve sesin perdesini belirleyen sayısal değer.

Clouted : Vurmak. Torpil. İndirmek (argo terim). Güç. İndirmek. Paçavra. Nüfuz. Prestij. Darbe.

Thick : Aşırı. Kalın. En heyecanlı yeri. Belirgin. Sisli. Yakın (arkadaş). Yoğun. Kalın kafalı. Sık. Boğuk.

Abattoir : Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Mezbaha. Kesimevi. Salhane.

Drags : Sürüklemek. Bir nefes. El arabası. Trol. Kadın elbisesi (eşcinsel erkeğin giydiği). Geri zekalı tip. Ağırdan almak. Tarak. Bulaştırmak.

Incidence synonyms : optical phenomenon, orbits, echoing, contingencies, rating, activity, event, episode, densities, contingent, conjunction, mirror, chance, accident, case, flukier, contingents, ratio, density, a band, reflection, frequencies, reflex, incident, accidents, radiuses, by coincidence, act, conjunctions, fact, echoey, abaxial, abdomen.

Incidence ingilizce tanımı, definition of Incidence

Incidence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A falling on or upon. An event. An incident.