Indebt türkçesi Indebt nedir

Indebt ile ilgili cümleler

English: I'm indebted to you.
Turkish: Ben sana borçluyum.

English: I am indebted to him.
Turkish: Ona minnettarım.

English: Ali doesn't like to be indebted to anyone.
Turkish: Ali başkasına borçlu olmayı sevmez.

English: Ali is indebted to Mary.
Turkish: Ali Mary'ye borçludur.

Indebt ingilizcede ne demek, Indebt nerede nasıl kullanılır?

Indebted : Verecekli. Borçlu. Minnettar. Teşekkür borçlu. Müteşekkir.

Indebtedness : Minnetarlık. Borçlanma. Borçluluk. Minnet. Müdana. Minnettarlık. Borçluluk durumu.

Indebtment : Borçlandırma.

Balance of international indebtedness : Uluslararası borçluluk dengesi. Bir ülkenin dış dünya ile toplam varlık ve yükümlülüklerini miktar, tür ve vadelerine göre ayrıştırarak ülkenin net borçlu ya da alacaklı olduğunu, ülkenin belli bir andaki uluslararası yatırımlarının durumunu gösteren hesap.

Be greatly indebted to someone for : Bir kimseye çok borçlu olmak. Birine çok minnettar olmak.

Indecently : Ahlaka aykırı bir şekilde. Adaletsiz bir şekilde. Kırıcı olarak. Haksızca. Hakaret ederek. Edepsizce. Açık saçık bir şekilde. Kırarak. Ahlaksızca. Gereksiz bir şekilde.

Be indebted to somebody : Minnettar olmak. Teşekkür borçlu olmak.

 

Indecencies : Uygunsuzluk. Gereksizlik. Ahlaksızlık. Açık saçıklık. Yersizlik.

Indecision : Çekimserlik. Tereddüt. Bir yanıtlayıcının belli bir konuda olumlu ya da olumsuz bir tutumunun bulunmaması ya da bir tutum belirtmemesi. Tereddüd. Kararsızlık. Duraksama.

Indeciduous : Yapraklarını dökmeyen. Belirli mevsimlerde dökülmeyen. Her yıl yapraklarını dökmeyen (ağaç veya bitki). (botanik) belirli zamanlarda dökmeyen (yapraklarını).

İngilizce Indebt Türkçe anlamı, Indebt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Indebt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Obligate : Borçlu kılmak. Zorlamak. Zorunda bırakmak. Obligat. Mecbur. Mecbur etmek. Bağlı. Zorunlu hale getirmek. İsteğe bağlı olmayan. Bağlamak.

Excogitate : Üzerinde düşünmek. Düşünüp bulmak. Düşünmek. Kafa patlatmak. Kafa yormak. Çıkarmak. Düşünerek bulmak.

Forge : İlerlemek. İşlemek. Uydurmak. Yaratmak (edebi). Düzenlemek. Yapmak. Biçim vermek. Dövmek. Sahtesini yapmak. Taklidini yapmak.

Debit : Deftere kaydedilen borç. Borç kaydetmek. Açık. -in zimmetine geçirmek. Zimmetine kaydetmek. Akım. Zimmetine geçirmek. Verecek. Zimmet.

So : Kafi. Öyle. Güya. Standart damga takımının çizisel damgaları yerine, üzerinde uzlaşma sağlanmış başka bir damga takımına geçiş için kullanılan bir düğüm genişletme damgası. Bu kadar. Sol notası. Öyle mi. Böyle. Bu yüzden.

Formulate : Açık ve kesin bir biçimde belirtmek. Formülleştirmek.

Devise : Tertiplemek. Düzenlemek. Bulmak. Uydurmak. Kurmak. Planlamak. Vasiyetle bırakmak. Keşfetmek. Tasarlamak. Akıl etmek.

 

Create mentally : Zihinde yaratmak.

Debits : Zimmetine kaydetmek. Pasif (kaynaklar). Borçlar.

Contrive : Başarmak. Ev idare etmek. Uydurmak. Planlamak. İcat etmek. Ayarlamak. İcad etmek. Akıl etmek. Kurmak. Yapmak.

Indebt synonyms : create by mental act.

Indebt zıt anlamlı kelimeler, Indebt kelime anlamı

Detach : Kesip ayırmak. Çözmek. Çıkmak. Ayrılmak. Koparmak. Kopmak. Ayırmak. Çıkarmak. Kaldırmak.

Unplug : Ayırmak. Fişi prizden çekmek. Prizden çekmek (fişi). Açmak (tıkanmış lavabo vb'ni). Fişini prizden çekmek (elektrikli aygıtın). Fişini çekmek.

Divest : Çıkarmak. Mahrum etmek. Soymak. Yoksun bırakmak. Verilen hakkı geri almak. Kurtulmak. Görevden almak. Elden çıkarmak.

Indebt ingilizce tanımı, definition of Indebt

Indebt kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Chiefly used in the participle indebted. To place under obligation. To bring into debt.