Indemnities türkçesi Indemnities nedir

Indemnities ingilizcede ne demek, Indemnities nerede nasıl kullanılır?

Acceptable damages and indemnities : Gelir vergisi yasasında nedenleri ve ayrıntıları bilimsel yönleri ile belirtilen ve gider yazılabilmesi kabul edilen dokunca ve ödenceler. Sayışımlanır dokunca ve ödenceler.

Tax exemption of combustible indemnities : Yakacak paraları vergi bağışıklığı. Deniz yüzeyinden 1500 metre ve daha yüksek olan yerlerde görevlendirilen kişilere devletçe ya da özel sektörce ödenen yakacak paralarının gelir vergisi ile bağımlı tutulmaması.

Indemnitee : Tazmin edilen kimse. Zararı karşılanan kimse. Tazminat lehdarı. Tazminat alan kimse. Zararları için kendisine ödeme yapılan. Hasarı ödenen. Tazminat alan. Tazminat alacak olan.

Indemnitor : Hasarı ödeyen. Zararlar için ödeme yapan. Zararı karşılayan. Eski haline getiren. Tazminat verecek olan. Tazminat veren. Tazmin eden kimse.

Indemnity : Koruma. Tazminat. Zarar ödemesi. Güvence. Cezasını affetme. İşçilerin belirli ücretleri dışında kendilerine verilmekte olan dinlence, bayram ücretleri, güvence ve yaşlılık vb. karşılığı ödemeler. İşçi ödencesi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Garanti. Herhangi bir zarara yol açan kişinin bu zararı karşılaması için ödemesi gereken para.

 

Dismissal indemnity : Duyurusuz işten çıkarma ödencesi. Kendilerine duyurulmadan işlerinden çıkarılanlara iş yasasına göre gerçekleşecek dokuncaları karşılığı işverence yapılan ödeme.

Indemnity of temporary unworking : İş kazası, uğraşı sayrılığı, sayrılık ve analık nedenleriyle iş göremeyen işçiye toplumsal güvenceler kurumunca çalışamadığı üç günlük süreden sonra her gün için verilen ve yasasına göre ücretinin belli bir bölümünü kapsayan ödence. Geçici iş göremezlik ödencesi. Geçici iş göremezlik durumunda olanlara sosyal güvenlik kurumlarınca çalışamadıkları süre için yapılan ödeme. krş. geçici iş göremezlik. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Claim for indemnity : Tazminat talebi.

Indemnity of evacuation : Boşaltma ödencesi. Mal iyesinin kiraya verdiği ya da yeri boşalttırabilmek amacıyla kiracısına verdiği ödence.

Act of indemnity : (hukuk terimi)yasal olarak hareket ettiklerinden dolayı mesul olduklarından genellikle resmi görevlerde bulunan kişileri cezalandırmadan korumak için onaylanan kanun veya yasa (bakanların durumunda, belirtilen anayasa yetkilerinin sınırlarını aşmaları sonucu). Yaptıkları eylemlerin sonuçlarından koruyacak kanun.

İngilizce Indemnities Türkçe anlamı, Indemnities eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Indemnities ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Atones : Gönlünü almak. Karşılığını ödemek. Tarziye vermek. Gönül almak. Kefaret etmek. Telafi etmek. Ceremesini çekmek. Affettirecek harekette bulunmak.

 

Guarantee : Tecim belgitlerinde üçüncü bir kişinin ödemeden sorumlu olanlar yararına alacaklılara karşı borçlanmada bulunması. Garanti. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Garanti etmek. Söz vermek. Kefalet etmek. Borçlanımı, borcun ödenmesinin üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya sağlanılması. kişisel inanca. Senet vermek. Garanti altına almak. Garantiye almak.

Bonification : İyileştirme. Islah. İndirim. Bonus. Geliştirme. Ödüllendirim. İskonto. Bankalarda tasfiyeye uğramış alacaklar arasında, ödemelerini düzenli yapmış, ancak borçları ödeyememezlik durumuna düşmüş iyi niyetli borçlulara uygulanan taksit kolaylığı ile faiz ve komisyon indirimi. vergi bağışıklığı, bir verginin kaldırılması veya dışsatımı özendirmek amacıyla bazı dışsatım mallarının vergi dışı bırakılması. alıcıların uğrayabileceği zararı karşılamak amacıyla ya da fazla miktarda mal satınalanlara satıcının ilave olarak bedelsiz verdiği mal ya da yaptığı fiyat indirimi. sigorta şirketinin hesap dönemlerinde, acenteden alacağı bedelin bir kısmını indirmesi. Ödeme.

Compo : Alçı. Bileşim. Kompozisyon. Sıva. Bileşim maddesi. Melez harç.

Indemnity : İkramiye. İşçi ödencesi. Ödence.

Asylum : Politik sığınma. İltica. Sığınak. Sığınma. Sığınmak. Melce. Sığınacak yer. Devlerin, cinlerin, büyücülerin, alkarılarının giremeyeceklerine inanılan kutsal yerler; oda, ocak, eşik vb. ev bölümleri; zararlı etkilerden korunmak amacıyla çizilmiş büyüsel değirmiler. Himaye. Barınak.

Compensation : Mükafat. Ödün. Yedekleme. Örneklemeyle elde edilen bir örnek evrende çeşitli nedenlerle örnekten düşürülenlerin yerine konmak üzere daha başlangıçta örnek büyüklüğünün % 10 kadar büyük tutulması. Kamu yararı amacıyla, taşınmazı kamulaştırılan kişiye, bu işlemi gerçekleştiren kamu kuruluşunun yasalar uyarınca ödediği para. Taviz. Sistemler ve organlarda bir bölümün çalışması bozulduğu zaman diğer bir bölümün fazla çalışarak onun işini üzerine alması. Tazminat hukuku. Ücret.

Atonements : Gönül alma. Kefaret. Ödeme (günah). Telafi. Telafi etme.

Bodyguard : Fedai. Koruyucu. Muhafız. Koruma görevlisi. Bar fedaisi. Yakın koruma.

Conservation : Sahip çıkma. Dış çevreden yalıtılmış bir dizge ile ilgili kütle, erke, devinirlik gibi nicelikler toplamlarının etkileşimler sonucu değişikliğe uğramaması. Saklama. Korunum. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Muhafaza. Himaye. Tutma. Doğal kaynakları koruma.

Indemnities synonyms : aegis, atonement, armouring, guaranty, atone, indemnifications, amends, satisfaction, bodyguards, gratuities, cover note, hostage, gaging, damages, caution money, fuse, conservancy, care, bd, restitutions, conservations, guerdon, assurance, restitution, gage, pledge, auspices, asylums, demurrage, demurrages, chokidar, ensuring, cover.