Intromits türkçesi Intromits nedir

Intromits ingilizcede ne demek, Intromits nerede nasıl kullanılır?

Intromit : Yollamak. Göndermek. Eklemek. Kabul etmek. Yerleştirmek.

Intromitted : Yollamak. Kabul etmek. Yerleştirmek. Eklemek. Göndermek.

Intromittent : İçeri koyma görevi olan. Kabul eden. İntromitent. Araya sokma görevi olan. Ekleyen.

Intromitter : Araya sokan kimse. İçeri koyan kimse. Ekleyen kimse.

Intromitting : Eklemek. Kabul etmek. Yerleştirmek. Göndermek. Yollamak.

Introducing : Tanıtım. Sunucu. Tanıtma. Bir araştırıcının bağlı olduğu kurumu ve araştırmanın amacını belirterek kendisini sunması.

Introducers : Spiker. Tesis eden kimse. İnsanlara bilgi veren kimse. Başlatan kimse. Tanıştıran kimse. Sunucu. Herhangi bir boşluk içine tüp sokmak için kullanılan araç. Tanıştıran. Takdim eden. Takdim eden kimse.

Introducer : Herhangi bir boşluk içine tüp sokmak için kullanılan araç. Sunucu. Başlatan kimse. Tanıştıran. Spiker. Tanıtıcı. İnsanlara bilgi veren kimse. Takdim eden. Tanıştıran kimse. Tesis eden kimse.

Intro play : Tanıtım okuması. Tanıtım çalması.

Introducible : Yerleştirilebilir. Takdim edilebilir. Tanıtılabilir. Sunulabilir.

İngilizce Intromits Türkçe anlamı, Intromits eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Intromits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Let in : Almak. Gömmek. Sırdaş etmek. Kapıyı açıp içeriye almak. İçeri almak. Bırakmak. Sırrını açmak. Sokmak. İçeri bırakmak.

Consigned : Sevketmek. Sevkedilen. Emanet etmek. Teslim etmek. Bırakmak.

Opening : Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının açıklık bakımından gösterdiği özellik: a ve e ünlülerinin genişlik dereceleri o ve ö, ı ve i ünlülerinden daha fazladır. bir dil sesinin özellikle bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: alfabe/alfābe, ayar/āyar, bayan/bāyan, yarın/yārın, dünya/dünyā, gafil/gāfil, marul/mārul, sevda/sevdā vb. burada ünlülerin kısa veya uzun söylenişlerinde, uzunluktan çok ağız açıklığı söz konusudur. Açıklık. Ünlülerin oluşmasında iki çene arasındaki açıklık, ünlülerin oluşma koşulları bakımından taşıdıkları açık olma özelliği. ünlüleri açıklık bakımından a, e, o, ö, u, ü, ı, i biçiminde sıralamak mümkündür; a ve e ünlüleri açıklık bakımından ı ve i ünlüleri ile aynı sıraya konamaz. bk. ve krş. genişleme, ünlü genişlemesi. Ünlülerin boğumlanmaları sırasında ağız yolunun ve çene açısının genişlik durumu bakımından taşıdığı özellik a, e, o, ö, ünlüleri ile ı, i, u, ü ünlüleri açıklık dereceleri birbirinden farklı olan ünlülerdir. bk. genişlik derecesi || bir ünlünün boğumlanması sırasında ses yolunun kişilere ve ağızlara göre değişebilen açılma durumu: ayar/ayar, bayan /bayan, yarın / yarın, dünya / dünya, gafil / gafil, marul / marul, sevda / sevda vb. Açıklık derecesi. Genişlik derecesi.

 

Add : Ekleme. Ekleme yapmak. Karıştırmak. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Toplamak. Bindir. Katmak. Resim seçiciye, belli bir alıcıdan gelen resmi, başka bir alıcıdan gelen resme bindirmesi için verilen komut. (bindirilecek resmi veren alıcının sayısı belirtilerek "üçü bindir!, biri bindir!" biçiminde söylenir). Çalmak. Artırmak.

Forward : Yüklemek. Yeni adrese göndermek. Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. Gelişmiş. İleriye yönelik. İletmek. Küstah. Öndeki. Sunmak. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri.

Porta : Kapı.

Expedites : Çabuklaştırmak. Hız vermek. Tacil etmek. Hızlandırmak. Kolaylaştırmak. Sürat vermek. Süratini artırmak. Süratlendirmek.

Domicile : İkametgah. Ödemek. Oturma yeri. İkamet ettirmek. Ödemek (poliçe). Ev. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Konut. Oturmak. Poliçenin ödendiği yer.

Accept : Almak. Onaylamak. Anlamak. Kabullenmek. Razı olmak. Evet demek. Normal karşılamak. Üstlenmek. Hazmetmek.

Acquiesced : Muvafakat etmek. Karşı çıkmamak. Boyun eğmek. Kabullenmek. Katlanmak. Normal karşılamak. Ses çıkarmamak. Razı olmak.

Intromits synonyms : allow in, accedes, dispatched, acceding, collocate, intromit, affix, expedite, conveyed, deposit, emit, forwarded, add up to, orifice, deposited, allow, accede to, acceded, acquiescing, despatch, repatriate, admit, accommodates, domicil, dismisses, permit, accreted, billets, consigning, acknowledge, affixes, conveys, acknowledges.

Intromits zıt anlamlı kelimeler, Intromits kelime anlamı

Forbid : Haram etmek. Men etmek. Olanak vermemek. Menetmek. Yasaklamak. Engel olmak. Memnu kılmak. Yasak etmek.

Expatriate : Tabiiyet değiştirmek. Yurtdışına sürmek. Sürgün etmek. Ülkesinden sürmek. Sürmek. Göç etmek. Sürgün edilmiş kimse. Vatandaşlıktan çıkarmak. Yabancı ülkede yaşayan kimse. Gurbetçi.

Disallow : İzin vermemek. İnkar etmek. Müsaade etmemek. Saymamak. Kabul etmemek. Reddetmek. İptal etmek. Golü iptal etmek. Menetmek. Karşı çıkmak.

Intromits antonyms : reject.