Aşağı karadere nedir, Aşağı karadere ne demek

Aşağı karadere; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Osmaniye şehri, Bahçe belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Aşağı karadere tanımı, anlamı

Aşağ : İplik eğirirken iğin ağır dönmesini sağlıyan tahta ağırlık, ağırşak. Aşık kemiği

Karadere : Antalya ili, Gündoğmuş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Balıkesir şehri, Burhaniye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Düzce şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Eskişehir ili, Hekimdağ nahiyesine bağlı bir bölge. Giresun şehri, Görele ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Giresun ili, Keşap ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. İçel şehrinde, Anamur ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. İçel ilinde, Aydıncık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. İzmir ilinde, Kınık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kahramanmaraş ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kırıkkale ilinde, Dereköy bucağına bağlı bir yer. Muğla ili, Eşen bucağına bağlı bir yer. Sakarya şehrinde, Karadere nahiyesine bağlı bir yer. Sakarya şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Samsun şehrinde, Salıpazarı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Tokat şehri, Almus belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Yalova şehrinde, Altınova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Zonguldak ilinde, Beycuma nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Aşağı : Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Dere : Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol. İki dağ arasındaki uzun çukur.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

Osmaniye : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Osmani : Osmanlılarla ilgili.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

 

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Osman : Bir tür kuş veya ejderha. Hz. Muhammet'in damadı, üçüncü halife. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı.

Bahçe : Sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer. Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Bele : Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.

Buca : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Aşağı çığır anlamı nedir?

İngilizce'de Aşağı çığır ne demek ? : lower cours