Abır elemek nedir, Abır elemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Haya etmek, utanmak: Abır ele (eyle), söğe söğe herkesi gırma.

Abır elemek kısaca anlamı, tanımı

Abır : Obur, çok yiyen. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Utanma, hicap, haya. Kılık, kıyafet, biçim. Utanma, hicap, hayâ

Elem : Acı, üzüntü, dert, keder.

Eleme : Elemek işi, eliminasyon. Çeyrek sona katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı.

Elemek : Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek. Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak. İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak. Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek. Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak, elimine etmek.

Utanmak : Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, mahcup olmak. Çekinmek. Sıkılmak.

Utanma : Utanmak durumu, arlanma, teeddüp.

Herkes : İnsanların bütünü, cümle âlem.

Gırma : Bir çeşit melez köpek. Pürüzlü ve engebeli alan. Beyaz topraklı yer. Tohum ekmek için tarlada pullukla açılan yer: Gırma gırmadan tohum ekme. Bir çeşit av tüfeği. Avcıların saçma bulamayınca telden saçma şeklinde kestikleri parçalar. Bir çeşit tatlı. Salamura yapılmış yeşil zeytin. Davarların yemesi için kesilen ağaç dalları. Kuru odun yapmak için kesilen yaş çam dalları. Tohum ekmek için tarladaki çalı ve ağaçları sökme işi: Bizimkiler bugün Akdere'ye gırmaya gittiler. Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış tahıl. Hayvanların kolay yiyebilmesi için ezilerek verilen arpa. Kumaşa büzülerek yapılan süs, pili. Ortasından ikiye katlanan tüfek. (Tokmacık Yalvaç Isparta). Hayvan yemi olarak kullanılan kırılmış arpa. (Çukurhisar Eskişehir). Dövenle yarı sürülmüş ekin sapı. (Afşar Güdül Ankara).

 

Herke : Bakraç, kova. Su içilen küçük kap, maşrapa. Yoğurt kabı. At arabası. Haziran, ağustos aylarında sürülerek bırakılmış tarlaya ekilen tohum. Çoğunlukla bakırdan yapılmış kova, bakraç.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Demek, söylemek. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük ya da büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak.

Söğe : Büyük kazık. Ocağın iç yanı, odunların dayandığı duvar. Alt çene: Söğe kemiği. Palavra. Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. [Bakınız: söve]. Gömleğin göğsü. (Yenikent Aksaray Niğde). Kürsi ayağının kol yerinden yukarıda olan parçası. Kapının üzerinde döndüğü, üst ve alt çerçevelere geçirilen mihver.

Eyle : Öyle. O şekilde, bk. ele, öle, ôyle. öyle.

Herk : Sürüldükten sonra bir yıl dinlendirilen, nadasa bırakılan tarla.

Etme : Etmek işi.

Haya : Er bezi.

Ele : Şaşma bildirir ünlem. Böyle mi, doğru mu ?. [Bakınız: êhé]. Şaşma bildirir ünlem: Ele ne bu?. Öyle. Öyle, bk. öle. Öyle, bk. eyle, öle, ôyle.

Diğer dillerde Abetalipoproteinemi anlamı nedir?

İngilizce'de Abetalipoproteinemi ne demek ? : abetalipoproteinemia