Abanoz nedir, Abanoz ne demek

Abanoz; kökeni yunanca dilinden gelmektedir.

"Abanoz" ile ilgili cümle

  • "Tunç işlemeli küçücük bir abanoz masa üzerinde açık bırakılmış bir kitap gördü." - H. R. Gürpınar

Gitar terimi olarak anlamı:

Abanozgillerden, yoğunluğu ve sağlamlığı nedeniyle kerestesi genellikle gitar klavyelerinde kullanılan, tonu parlak karakterli, oldukça ağır ve yüksek maliyetli bir ağaç.

Bilimsel terim anlamı:

İçodunu kara, dışodunu külrengi, hava kurusunun özgül ağırlığı 1, 08 gr/cm3 olan iri gözenekli, üstün değerli ağaç.

İngilizce'de Abanoz ne demek? Abanoz ingilizcesi nedir?:

ebony

Osmanlıca Abanoz ne demek? Abanoz Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

abanoz

Abanoz hakkında bilgiler

Abanoz (Diospyros ebenum), tropikal bölgelerde yetişen bazı ağaçlardan elde edilen odundur. Çok sert bir odundur ve parıltılar saçacak kadar iyi cila tutar. Odunun en içteki öz bölgesi simsiyahtır, bu nedenle pek çok ülkede abanoz kelimesi siyah renk anlamında kullanılır.

Abanoz eski çağlardan beri çok değerli bir odun sayılmıştır. Pek çok kral abanozdan asalar kullanırdı, hatta zehirin etkisini giderdiğine inanarak içkilerini abanozdan kaplarda içerlerdi. Çağlar boyunca abanozdan heykeller yapılmış, kral tahtları abanoz kullanılarak yapılmıştır.
Tevrat'ta tarihi Sur kentindeki abanoz ticaretinden söz edilmektedir. Ayrıca Binbir Gece Masalları'nda anılan değerli mallardan biri de abanozdur.
Günümüzde bu değerli ağaç, mobilya ve enstrüman yapımında kullanılır. Klarnet ve gitar burgusu, abanozun kullanıldığı enstrümanlara örnektir.

 

Abanoz kısaca anlamı, tanımı:

Ülke : Devlet. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket.

Sert : Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Güçlü kuvvetli. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Titizlikle uygulanan, sıkı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters.

Siyah : Kara, ak, beyaz karşıtı. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü. Bu renkte olan.

Renk : Nitelik. Çeşitlilik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

Abanoz gibi : Çok sert. kapkara.

Abanoz kesilmek : Sertleşerek dayanıklılığı artmak. kirden dolayı matlaşmak, rengini kaybetmek.

 

Abanozgiller : İki çeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen bir bitki familyası.

Abanozlaşma : Abanozlaşmak durumu.

Abanozlaşmak : Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.

Ağaç : Tahta, kereste. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.

Kereste : Ayakkabı yapımında kullanılan gereç. Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç. Kaba saba kimse, kalas.

Sıcak : Dostça olan, sevgi dolu. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Sıcak yer. Hamam. Havadaki yüksek ısı.

Yarar : Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Yarayan, elverişli, uygun. Çıkar.

Ortak : Kuma. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner.

Renkli : Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse). Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Neşeli, canlı, ilgi çekici.

Tahta : Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu ağaçtan yapılmış. Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç.

Parlak : Parlayan, ışıldayan. Yüzü güzel (oğlan). Göze çarpacak kadar başarılı. Temiz ve ışıklı.

Tropikal : Tropika ile ilgili, tropika bölgesinden olan.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Aşırı (davranış, düşünce vb.). Derin, hararetli. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi.

Abanozlaşıverme : Abanozlaşıvermek durumu.

Abanozlaşıvermek : Çabucak abanozlaşmak.

Abanozlaştırabilme : Abanozlaştırabilmek işi veya durumu.

Abanozlaştırabilmek : Abanozlaşmasını sağlamak.

Abanozlaştırıverme : Abanozlaştırıvermek işi.

Abanozlaştırıvermek : Çabucak abanozlaşmasını sağlamak.

Abanozlaştırma : Abanozlaştırmak işi.

Abanozlaştırmak : Abanoz gibi olmasını sağlamak.

Diğer dillerde Abanoz anlamı nedir?

İngilizce'de Abanoz ne demek? : n. ebony, ebon

Fransızca'da Abanoz : ébène [la]

Almanca'da Abanoz : n. Ebenholz

Rusça'da Abanoz : n. дерево: черное дерево (N)

adj. эбеновый