Abur nedir, Abur ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Obur, çok yiyen.

Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz.

Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz.

Namus, şeref, haysiyet.

Kılık, kıyafet, biçim.

[Bakınız: abır].

Öğme, medih.

[Bakınız: abılobut].

Karalâhana, fasulye ve mısır unu ile yapılan bir çeşit yemek.

Kekliklerin gelme zamanında ilk gelen keklikler.

Abur ile ilgili Cümleler

  • Ali abur cubura çok para harcıyor.
  • Sanırım çok fazla abur cubur yiyorsun.
  • Bunalımlı olduğum zaman her zaman abur cubur yerim.
  • Abur cuburu severim.
  • Öğünler arasında abur cubur yememelisin.
  • Ali çok abur cubur yerdi.
  • Ne sıklıkta abur cubur yersin?
  • Ali neredeyse asla abur cubur yemez.
  • Ali asla bu kadar çok abur cubur yemezdi.
  • Depresyondayken sürekli abur cubur yerim.
  • Abur cubur yeme!
  • Keşke abur cubur yemeyi durdurmak için irade gücüm olsa.

Abur kısaca anlamı, tanımı

Abur zabur : Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz

Abura : Avcıların tazılara seslenme ünlemi.

Aburga altına alınmak : Himaye altına alınmak.

Aburgaç : Haddinden fazla yüklenme.

Aburgaşık : Dolaşık. Dolambaçlı. Yalancı.

Aburlobut : İri, Şişman, hantal.

Aburu : Şaşma ve korku ünlemi. [Bakınız: abo, abô]. Acınıp, sızlanmayı anlatır ünlem.

 

Abur cubur : Yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen şeyler. Yararsız bir biçimde. İşe yaramayan, boş.

Abur cuburluk : Abur cubur olma durumu.

Cennet süpürgesi : Bir çiçek adı, sancılanan hayvana tütsü ve ilâç olarak kullanılır.

Kılık kıyafet : Üst baş ve dış görünüş, kisve. Giysi.

Vurdumduymaz : Anladığı hâlde anlamamış gibi davranan, umursamaz, aldırmaz, aldırışsız, duygusuz, duvar yüzlü.

Anlayışsız : Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

Karalahana : Yaprakları koyu yeşil olan bir tür lahana.

Zamanında : Eskiden. Tam vaktinde.

Mısır unu : Kuru mısır tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un.

Sürülmek : Sürme işine konu olmak veya sürme işi yapılmak. Uzaklaştırılmak, nefyedilmek.

Haysiyet : Değer, saygınlık, itibar. Öz saygı.

Abılobut : İri, Şişman, hantal. Obur, çok yiyen. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. [Bakınız: ababak]. Geveze, çenesi düşük, abuk sabuk konuşan. Ahmak, budala, sersem, aptal. Perişan, pejmürde. Geniş yüzlü, kaba saba ve aptal kişi.

Sürülme : Sürülmek işi. Piyasaya çıkarılma.

Diğer dillerde Abundans anlamı nedir?

İngilizce'de Abundans ne demek ? : abundance