Acımak nedir, Acımak ne demek
- Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak

- Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek.
- Merhamet etmek.
- Acılı, ağrılı olmak.
"Acımak" ile ilgili cümleler
- "Yarını ne olacak dünyamızın / Biz yaşımızı başımızı aldık / Allah çocuklarımıza acısın" - C. S. Tarancı
- "Yağ acıdı."
Yerel Türkçe anlamı:
Sevmek, okşamak: Gel evlâdım, seni acıyayım.
Tarlalarda biten acı, sütlü bir ot.
Diğer sözlük anlamları:
Eziyet görmek, canı yanmak.
Acımak anlamı, kısaca tanımı:
Acıma : Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet. Acımak durumu.
Canı acımak : Çarpma, vurma vb. sonucu acı duymak. üzülmek, rahatsız olmak.
Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Gelme : Gelmek işi. Yetişme. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.
Acılaşmak : Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek. Tadı bozulmak, acı olmak.
Acılı : Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.
Ağrılı : Ağrı ilinden olan kimse. Ağrıyan, ağrısı olan.
Merhamet : Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma.
Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.
Acı : Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem. Tadı bu nitelikte olan.
Gelmek : Oturmaya, ziyarete gitmek. Ortaya çıkmak, doğmak. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Ulaşmak, varmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Uymak. Dayanmak, tahammül etmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Belli bir süre dolmak. Düşmek, rast gelmek. Olmak, -e uğramak. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Uygun düşmek. Biriyle birlikte gitmek. Sonuç çıkmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İzlemek, takip etmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Çıkmak, yönelmek. Belli bir zamana ulaşmak. Kadar olmak. Türemek. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Katılmak, eklenmek. Mal olmak. Akmak. Getirmek. Kazanılmak, sağlanılmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Görünmek, sanılmak. İsabet etmek.
Olmak : Bir şeyi elde etmek, edinmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Bulunmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Sarhoş olmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Sürdürmek, yürütmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Uymak, tam gelmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Yol açmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak.
Merhamet etmek : Acımak.
Etmek : Herhangi bir değerde olmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bir işi yapmak. Eşit değer kazanmak. Demek, söylemek. Kötülükte bulunmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Bulmak, erişmek.
Diğer dillerde Acımak anlamı nedir?
İngilizce'de Acımak ne demek? : v. hurt, ache; feel sorry for, be sorry for, feel pity for, pity smb., commiserate, have compassion, feel for smb., have mercy, pity, relent, rue, smart, sympathize
Fransızca'da Acımak : avoir pitié de, s'apitoyer, compatir, déplorer, plaindre, pleurer sur, regretter
Almanca'da Acımak : v. bedauern, bejammern, bemitleiden, brennen, erbarmen: sich erbarmen, gnaden
Rusça'da Acımak : v. болеть, жалеть, сочувствовать, сострадать, щадить, скорбеть, сожалеть, жечь, прогоркнуть, пожалеть, пощадить

Bu kısımda Acımak nedir? Acımak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Acımak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Acımak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.