Advisee türkçesi Advisee nedir

  • Tavsiye alana kişi.
  • Tavsiye alan.
  • (eğitim) bir grup öğrenci arasından ders seçiminde yardımcı olması için fakülte öğrenci danışmanı olarak göreve getirilmiş olan öğrenci.
  • Danışan.

Advisee ingilizcede ne demek, Advisee nerede nasıl kullanılır?

Advisees : Tavsiye alan. (eğitim) bir grup öğrenci arasından ders seçiminde yardımcı olması için fakülte öğrenci danışmanı olarak göreve getirilmiş olan öğrenci. Danışan. Tavsiye alana kişi.

Advise against : Karşı uyarmak. Karşı ikaz etmek. Uyarmak.

Advise on : Nasihat çekmek. Öğütlemek. Öğütte bulunmak. Öğüt vermek. Tembih etmek.

Advise somebody of something : Uyarmak.

Advise with : Danışmak. Akıl sormak.

Advises : Haber vermek. Akıl vermek. Danışmak. Nasihat etmek. Bildirmek. Tavsiye etmek. Uyarmak. Öğüt vermek. Öğütlemek. Fikir vermek.

Advise : Nasihat etmek. Haber vermek. Akıl vermek. Danışmak. Tavsiyede bulunmak. Bilgilendirmek. Bildirmek. Uyarmak. Öğüt vermek. Tavsiye etmek.

Advisedness : Tavsiye etme niteliği. Göz önünde tutma. Mantıklı düşünme.

Advisership : Rehberlik eden bir kimsenin bürosu. Danışmanlık bürosu.

Adviser : Uzmanlığa dayanan özellikler üzerinde sonuçları etkileyen açıklamalar yapabilecek yeterlikte olan kişi. Rehber. Danışman. Bazı film ya da televizyon izlencelerinde, uzmanlık isteyen konularda bilgisine başvurulan kimse. Müşavir. Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Öğütçü. Akıl hocası. Danışman öğretmen. Kılavuz.

 

İngilizce Advisee Türkçe anlamı, Advisee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Advisee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Someone : Önemli kimse. Kimse. Bir kimse. Birisi. Biri. Şahsiyet.

Individual : Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad. Başlıbaşına. Tek kişilik. Özgün. Bir grup canlının yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve çiftleşebilen organizmaların her biri. fert. Birey. Şahsi. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, istençsel nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri. İnsan. Ferdi.

Mortal : Fani. Geçici. Aşırı. Öldürücü. Mortal. Amansız. İnsanoğlu. Beşer. Ölümle ilgili. İnsan.

Somebody : Önemli birisi. Biri. Önemli kimse. Bir kimse. Kimse. Kimisi. Birisi. Bazısı. Şahsiyet.

Person : Zat. Şahıs. Birey. Vücut. İnsan. Fert. Can. Beden. Kişi.

Soul : Temel direk. Simge. Şahıs. Canlılık. Gönül. Soul. Ruh. Kişi. Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç.

Counselee : Tavsiye veya öğüt alan kimse.

Advisee synonyms : advisees.