Advise türkçesi Advise nedir

Advise ile ilgili cümleler

English: Did you advise him to go to the police?
Turkish: Onun polise gitmesini tavsiye ettin mi?

English: Ali can advise you.
Turkish: Ali size öğüt verebilir.

English: Can you advise me?
Turkish: Bana bildirir misin?

English: Did you advise the suspect of his rights?
Turkish: Onun hakları ile ilgili tanığa bilgi verdin mi?

English: He has no friends to advise him.
Turkish: Ona tavsiyede bulunacak hiç arkadaşı yok.

Advise ingilizcede ne demek, Advise nerede nasıl kullanılır?

Advise against : Karşı uyarmak. Karşı ikaz etmek. Uyarmak.

Advise on : Tembih etmek. Öğütte bulunmak. Öğüt vermek. Öğütlemek. Nasihat çekmek.

Advise somebody of something : Uyarmak.

Advise with : Danışmak. Akıl sormak.

Advised : İyice düşünülmüş. Tavsiye edilen. Tedbirli. Tavsiye edilmiş. Düşünceli.

Advises : Uyarmak. Nasihat etmek. Haber vermek. Danışmak. Tavsiye etmek. Öğüt vermek. Öğütlemek. Bildirmek. Fikir vermek. Akıl vermek.

Advisement : Müşavere. İstişare. Konsültasyon. Danışma. Dikkatli düşünce. Düşünme. Üzerinde düşünme. Müzakere.

 

Adviser : Sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Akıl hocası. Danışman öğretmen. Rehber. Öğütçü. Danışman. Uzmanlığa dayanan özellikler üzerinde sonuçları etkileyen açıklamalar yapabilecek yeterlikte olan kişi. Kılavuz. Müşavir. Bazı film ya da televizyon izlencelerinde, uzmanlık isteyen konularda bilgisine başvurulan kimse.

Advisers : Müşavir. Danışman. Danışman öğretmen. Akıl hocası.

Advisedly : Kasten. İyice düşünerek. Akıllıca. Bile bile. Taammüden. Düşünüp taşınarak. İyice düşünüp. Tedbirli olarak. Tartıp biçerek.

İngilizce Advise Türkçe anlamı, Advise eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Advise ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Preached : Telkin etmek. Vaaz. Vaaz çekmek. Vaaz vermek. Vaazetmek. Vaaz etmek.

Catch up : Donatmak. Aynı düzeye getirmek. Seviyesine ulaşmak. Yakala. Yetişmek. Etkilemek. Yakalamak. Geri kalmamak. Kapıp kaçmak.

Debated : Dikkate almak. Tartışmalı. Tartışmak. Çekişmek. Düşünüp taşınmak.

Sermonize : Nutuk atmak. Söylev vermek. Vaaz çekmek. Nutuk çekmek. Vaaz vermek.

Instruct : Görevlendirmek. Talimat vermek. Emir vermek. Bilgi vermek. Öğretmek. Okutmak. Yol göstermek. Direktif vermek.

Alarm : Bilgisayar, tiyatro alanlarında kullanılır. Dehşete düşürmek. Korku. Bir tehlike durumunda tiyatro yapısı içindeki kişileri uyaran aygıt. Alarm vermek. Kızıl ötesi bir vericiyle hedeflere yoğunlaşarak üzerlerine ısı yayan füze. Telaşlandırmak. Yangın gibi tehlike anında tiyatro yapısı içinde bulunan kişileri uyaran araç. Dehşet.

Contraindicate : Tedavinin uygun olmadığını göstermek. Kontrendike.

 

Alert : Alarm vermek. Uyarı. Heyecan sinyali. Ayık kalmak. Alarma geçmek. Atik. Dikkatli. Alarm. Açıkgöz.

Suggest : İma etmek. Sezdirmek. Belirtmek. Göstermek. İzlenimini uyandırmak. İddia etmek. Teklif etmek. Telkin etmek. Aşılamak.

Apprise : Söylemek. Haberdar etmek. Bilgi vermek.

Advise synonyms : hash out, announce for, alerted, bring up to date, suggests, consult, recommended, clue up, apprises, deliberated, briefed, urge on, advertise, rede, commended, counsel, consulted, suggested, alerts, deliberate, betided, tip off, acquainting, betides, apprised of, talk over, exhorting, annunciate, inform, advise against, commends, dissuade, betide.

Advise zıt anlamlı kelimeler, Advise kelime anlamı

Indicate : Göstergesi olmak. Belirtisi olmak. Göstermek. İşaret etmek. Belirtmek. İndike etmek. Sinyal vermek. Delalet etmek. Gerektirmek. Bildirmek.

Persuade : İnandırmak. İkna etmek. Razı etmek. Aklını çelmek. Laf anlatmak. Kandırmak. Kafalamak. Söz anlatmak.

Advise ingilizce tanımı, definition of Advise

Advise kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To offer an opinion, as worthy or expedient to be followed. To warn. To deliberate. To counsel. To consider. To give advice to.