Advocating türkçesi Advocating nedir

Advocating ile ilgili cümleler

English: I'm not advocating that.
Turkish: Ben onu savunmuyorum.

Advocating ingilizcede ne demek, Advocating nerede nasıl kullanılır?

Advocation : Destek. Müdafaa. Mahkemede savunma eylemi. Savunma.

Advocate : Taraftar. Müdafaa etmek. Desteklemek. Savunucu. Korumak. Yandaş. Müdafi. Savunmak. Avukat.

Advocate peace : Barışı savunmak. Barışı desteklemek.

Advocated : Savunmak. Müdafi. Yandaş. Desteklemek. Korumak. Avukat. Müdafaa etmek. Savunucu. Taraftar.

Advocates : Avukat. Yandaş. Yandaşlar. Savunucu. Taraftar.

Advocatory : Avukat veya dava vekiliyle ilgili. Savunmayla ilgili.

Advocacy planning : Bir kamu kuruluşunun tasar ve tasarlama önerileri hazırlamasından vazgeçilerek, bir örgütün, bir çıkar kümesinin ya da yerleşme birimleri için tasarlamayı uğraş edinmiş bir kimsenin tasarlar ve tasarlama önerileri hazırlamasını öngören yaklaşım. Savunucu tasarlama.

Advocator : Yandaş. Savunucu. Mahkemede başka birinin davasını sunan kişi. Avukat. Taraftar. Aracı.

Advocacy : Müdafaa. Avukatlık. Taraf tutma. Aktif destek. Yan tutma. Tarafgirlik. Fikir savunuculuğu. Taraftarlık. Savunma. Yasal savunma.

Advocacies : Yasal savunma. Tarafgirlik. Aktif destek. Tarafını tutma. Avukatlık. Müdafaa. Savunma. Fikir savunuculuğu. Taraf tutma. Taraftarlık.

 

İngilizce Advocating Türkçe anlamı, Advocating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Advocating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bridgings : Köprü kurma. Kenetleme. Köprü kuran. Elektrik devresini diğeri ile paralel bağlama. Köprüleme. Yanyana bağlama. Kemerleme.

Argue for : Lehinde konuşmak. Bir konuyu savunmak. Lehinde olmak.

Pleads : Avukatlığını yapmak. Duyurmak. Bahane etmek. İstirham etmek. Savunma yapmak. Yalvarmak. Dava açmak. Rica etmek.

Declare oneself : İddia etmek.

Espousal : Nişan. Benimseme. Nişanlanma. Evlenme. Taraftarı olma. Nikah. Kabullenme. Bir düşünceyi destekleme. Nişanlama.

Assist : Yardımcı olmak. Asiste etmek. Hazır bulunmak. İmdat. Sayı yaptırma. Asistanlık yapmak. Muavenet. Yardım etmek.

Argues : Karşı gelmek. İddia etmek. -e belirti olmak. İtiraz etmek. Göstergesi olmak. Görüşmek. Kandırmak. -e alamet olmak. Münakaşa etmek.

Advocacy : Taraftarlık. Fikir savunuculuğu. Taraf tutma. Aktif destek. Yasal savunma. Tarafgirlik. Tarafını tutma. Avukatlık.

Propping : Dayamak. Payanda. Destek koymak. Yaslamak. Dayaklama.

Bear out : Tasdik etmek. Onaylamak. Kanıtlamak. Yardım etmek. Doğrulamak. Arka çıkmak.

Advocating synonyms : back up, advocacies, argue for something, apologies, pleading, defences, poling, backfield, championed, champion, championing, logrolling, pump priming, defense, plea, defended, accommodate with, premediate, arguing, assert, bear somebody out, espousals, assists, advocated, defending, assisting, afforce, apologias, cheering up, corroboration, beareth, buttressing, apology.