Afku nedir, Afku ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kızılağaç kabuğunun sıcak ve tuzlu suda kaynatılmasiyle elde edilen ve çarık derilerini boyamakta kullanılan boya.

Afku tanımı, anlamı

Afkun : Gübre, fışkı

Afkur : Çok yaramaz çocuk.

Afkurmak : Köpek havlamak, ürümek. Birinin yüzüne karşı, edepsizce bağırmak, haykırmak. [Bakınız: afkırmak]. Saçma ve yersiz konuşmak. Havlamak; gereksiz ve adaba aykırı olarak bağırıp çağırmak.

Kaynatılma : Kaynatılmak işi.

Kızılağaç : Gürgengillerden, dişi çiçekleri küçük ve sarımtırak, erkek çiçekleri püskül biçiminde olan, boyu 30 metre kadar olabilen, kerestesi kolay işlenebilir bir ağaç, kızılsöğüt (Alnus).

Tuzlu su : Sodyum klorür gibi tuzlarla doygun hale getirilmiş su. Soğutma sistemlerinde kullanılan sodyum, magnezyum veya kalsiyum klorürlerinin çözeltileri için kullanılan genel terim. İçinde, çözünmüş olarak tuz bulunan su. Fazla miktarda sodyum klorür içeren, %0,18’den daha fazla tuzluluğu olan su.

Boyamak : Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek. Azarlamak. Ağır söz söylemek, aşağılamak.

Boyama : Boyamak işi, pentür. Renkli yazma ya da mendil. Rengi boya ile sonradan verilmiş olan.

Boyam : Meyan kökü. Badem.

Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

 

Tuzlu : Tuzu olan. Yapılışında tuz bulunan, tuzu çok olan. Çok pahalı.

Sıcak : Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Sıcak yer. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Havadaki yüksek ısı. Dostça olan, sevgi dolu. Hamam.

Çarık : İşlenmemiş sığır derisinden yapılmış olan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayakkabı. Çene. Araba yokuş aşağı giderken tekerleği frenlemek için altına sürülen demir levha. Para cüzdanı.

Kızıl : Parlak kırmızı renk. Genellikle küçük yaşlarda görülen, bulaşıcı, yüksek ateşli, kırmızı renkte geniş lekeler döktüren, kuluçka dönemi üç dört gün süren tehlikeli hastalık. Altın. Bu renkte olan. Komünist. Aşırı derecede olan.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Toplantı, düğün.

Suda : Baş ağrısı.

Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.

Edil : Roma tiyatrosunda oyunları parasal ve yönetsel açıdan koruyanlara verilen ad. Oyunları denetleyip gösteri günlerini ve daha başka kayıtları saptayanlara verilen ad. Roma tiyatrosunda maddi manevi oyunları destekleyip koruyanlar. Oyunları denetleyip temsil tarihlerini ve daha başka kayıtları saptayanlar (bk. diadaskalia). Sinop ili, Boyabat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Boya : Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.

Çarı : Çarık.

Diğer dillerde Afital anlamı nedir?

İngilizce'de Afital ne demek ? : aphytal