Airplay türkçesi Airplay nedir

  • Müzik yayını.
  • Radyoda veya televizyonda müzik kaydı yayını.

Airplay ingilizcede ne demek, Airplay nerede nasıl kullanılır?

Airplane : Uçak. Tayyare. Teyyare.

Airplane carrier : Uçak gemisi.

Airplane crash : Uçak kazası.

Airplane engine : Uçak motoru.

Airplane for dusting purposes : Havadan toz serpme uçağı.

Airplane maintenance : Uçak bakımı. Uçak bakımı ve tamiratı.

Airplane propeller : Uçak pervanesi.

Airplane passengers : Uçak yolcuları. Bir uçaktaki uçuş ekibi ve yolcular. Uçak binicileri.

Airplanes : Uçak. Uçaklar.

Bombardment airplane : Bombardıman uçağı.

İngilizce Airplay Türkçe anlamı, Airplay eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Airplay ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gibbet : Bel kirişi. Maçuna kolu. Asmak. Rezil etmek. Kirli çamaşırlarını ortaya çıkarmak. Vinç kolu. Darağacı. İdam etmek.

Produce : Yönetim işi. Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların fiziki değerleri. Üretim gerçekleştirmek. Ürün vermek. Ürün. Sonuç. İmal etmek. Yapmak. Mahsul. Yönetmek.

Show : Eğlence izlencesi. Konu bakımından sıkı bir bütünlüğü olmayan, birbirlerine gevşekçe bağlanmış, tablo ya da skeçlerden kurulu kimi eğlendirici, kimi de alaycı, taşlayıcı özellikte bir gösteri. revü, bir fransız türüdür. Gösteriş. Belli olmak. Sergilemek. Belli etmek. Sirkin kendini tanıtması için kısa gösterilerle yaptığı sergileme. İş. Sergileme. Görünmek.

 

Bring forth : Getirmek. Sebep olmak. Hasıl etmek. Meydana getirmek. Vermek. Neden olmak. Doğurmak. Ürün vermek.

Vent : Açığa vurmak. Havalık. Delik açmak (gaz veya sıvının giriş çıkışını sağlamak için). Havalandırmak. Göstermek. Hava almaya çıkmak. Delik açmak. Dışa vurmak. Havalandırma yapmak. Havaiık.

Moon : Art arda gelen iki yeniay arasında geçen 29,5 günlük süre. bk. kavuşum ayı. Kamer. Yeryuvarlağının uydusu, ona en yakın gökcismi. Düşüncelere dalıp hayal dünyasında gezinmek. Uydu. Bir gezegenin, ya da genel olarak bir gökcisminin çevresinde dolanan başka bir cisim. Saçma. Mehtap. Dalgın dalgın dolaşmak. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır.

Posture : Bedenin genel duruşu. Jimnastik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Duruş (vücut). Duruş. Yapmacık tavır takınmak. Vücudun ve bölümlerinin, kasların duruk çalışma gücü ile, ağırlığın etkisine karşı düzene girmesi ve direnmesi. Kasılmak. Dik durmak. Kurulmak. Hal.

Pose : Taslamak. Tavır takınmak. Ortaya çıkarmak. Frikik vermek. Poz yapmak. Yerleşmek. Doğurmak (sorun). Poz verdirmek. Şaşırtmak. Şaşkınlık uyandırmak.

Bench : Basamak. Yargıçlık. Benç. Yargıç. Baro. Kanepe. Yargıç kürsüsü. Geniş yüzeyiyle oturarak gövde alıştırmalarına, ayakları bağlayan dar yüzlü dilmesiyle denge alıştırmalarına yarayan uzunca bir tahta sıra. Bank. Tezgah.

Schnorkel : Şnorkel. Hava borusu. Hava alma borusu.

 

Airplay synonyms : snorkel breather, schnorchel, ostentate, flaunt, model, venthole, air duct, flash, snorkel, ventilation shaft, pillory, show off, duct, open, exhibit, swank, hold up, air passage, blowhole, vent hole, register, expose, brandish, upcast, sit, breather.

Airplay zıt anlamlı kelimeler, Airplay kelime anlamı

Close : Bitirmek. Son. Yakın. Kadans. Çevirmek. Kapatmak. Kapamak. Avlu (okul, kilise). Yummak (göz). Son söz.

Hide : Deri. Saklanmak. Ortaçağ arazi ölçü birimi. Dayak atmak. Herhangi bir hayvanın işlenmiş ya da işlenmemiş olan derisi. Post. Bilgisayar, biyoloji alanlarında kullanılır. Cilt. Saklamak. Saklı tutmak.