Akordeon nedir, Akordeon ne demek
Akordeon; bir müzik terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
"Akordeon" ile ilgili cümleler
- "Lütfü'ye akordeon çaldırıyorlar, lâmı cimi yok, çalacak." - A. İlhan
Akordeon hakkında bilgiler
Akordeon, akordiyon ya da akordion, bir körüğü harekete geçirmekle yaratılan hava akımının etkilediği serbest metal dillerinin titreşmesiyle ses çıkaran havalı çalgıdır.
Bir ya da iki kılavuz ile bir körükten oluşan akordiyonda, serbest metal dillerin titreşmesi, klavyenin tuşlarına basmakla sağlanır.
Akordeon'un ilkel şeklinin 1822'de Berlin'de Christian Friedrich Ludwig Buschmann tarafından icat edildiğine inanılır. Ama yakın zamanda akordeon olarak adlandırılabilecek bir enstrümanın 1816'da veya daha önceki bir tarihte Nürnbergli Friedrich Lohner tarafından kullanıldığı saptanmıştır.
Akordeon ismine ilk patent ise 1839'da, Viyanalı org ve piyano yapımcısı Cyrillus Demian tarafından günümüzdeki akerdeona çok da benzemeyen tek klavyeli küçük bir çalgı alındı. Kısa sürede, birçok firma bu yenin çalgının üretimine girişti. "Diyatonik akordeon" denilen ve diyezli ya da bemollü sesleri veremeyen bu çalgı, köylere kadar yayıldı. 1880'de,iki klavyeli kromatik akordeon gerçekleştirildi. Diyezli ve bemollü sesleri de verebilen bu yeni akordeon, kısa sürede çok tutundu. 1940'da daha da gelişti ve konser akordeon adını aldı. George Auric ve Jean Françaix gibi besteciler bu çalgı için birçok parça besteledi.
Akordeon ile ilgili Cümleler
- Tom'un akordeon çalmayı bildiğini unuttum.
- Onlar gitar ve akordeon çaldılar.
- Ali oldukça iyi akordeon çalar.
Akordeon anlamı, kısaca tanımı:
Akordiyon : Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma. Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika.
Akor : Üç veya daha çok sesin bir arada tınlaması.
Akordeoncu : Akordiyoncu.
Hareket : Yola çıkma. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Davranış, tutum. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Deprem. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.
Geçirmek : Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Vurmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Hastalık bulaştırmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Zaman harcamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Etmek, yapmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak.
Yaratı : Yaratım.
Hava : Keyif, âlem. Gökyüzü. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Çevreyi kuşatan boşluk. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çekicilik. Esinti. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Tarz, üslup.
Akım : Akma işi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan. Debi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz.
Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.
Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış.
Diğer dillerde Akordeon anlamı nedir?
İngilizce'de Akordeon ne demek? : n. accordion, squeeze box, hand-held keyboard instrument; accordion pleats, permanent fold of equal width in alternating opposite directions made in some material
Fransızca'da Akordeon : accordéon [le]
Almanca'da Akordeon : n. Handharmonika, Akkordeon, Handorgel, Schifferklavier, Ziehharmonika
Rusça'da Akordeon : n. аккордеон (M)


Bu kısımda Akordeon nedir? Akordeon ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Akordeon tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Akordeon hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.