Apra nedir, Apra ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık.

Dara.

Denge, muvazene.

Dengesizlik, ayarsızlık (terazide).

[Bakınız: abra].

Apra anlamı, tanımı

Aprak : Şaşı. Eğri. Güvercin

Aprak dolması : Lahana ile sarılan etsiz bir çeşit dolma.

Apramak : Korunmak, kendini kollamak. Üstesinden gelmek, becermek.

Apramisin : Streptococcus tenebrarius adlı bakteri kültürlerinden elde edilen aminosiklitol türevi olan, Gram pozitif ve negatif basillere karşı etkili bir antibiyotik.

Apranmak : Gelişmek, büyümek. Otlamak, yayılmak.

Apranti : At yarışlarında 50 den az yarış kazanmış, deneyimi jokeylere göre daha az genç binici.

Apraş : Çilli ve çopur yüzlü, sarı saçlı, açık renk gözlü adam. Yüzü, vücudu alaca benekli, lekeli hayvan veya adam. Halıdaki alacalık, renk bozukluğu. Biçimsiz, çirkin. [Bakınız: abraş]. Sarışın, çilli yüzlü kimse.

Apraz : Yavru yapmıyan, doğuştan kısır hayvan. Hiç yorulmıyan hayvan. Yüzde olan siyah lekeler. En, enine.

Apraksi : Beceri yitimi.

Dengesizlik : Bir şeyde denge bulunmaması durumu. Bir kimsenin tutum ve davranışlarında beklenmedik değişmeler olması, istikrarsızlık.

Ayarsızlık : Ayarsız olma durumu. Ölçüsüzlük, düzensizlik.

Dengesiz : Dengesi olmayan, muvazenesiz. Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız, kararsız.

 

Getirmek : Gelmesini sağlamak. Erişmek ya da eriştiğini sanmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. İleri sürmek. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar.

Muvazene : Denge. Dengeleme.

Getirme : Getirmek işi.

Ayarsız : Ayarı yapılmamış, ayarı bozuk, düzensiz. Belli bir ayarda olmayan (altın veya gümüş). Davranışları ölçüsüz.

Ağırlık : Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

Terazi : Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Su terazisi. Elektronik tartma aracı. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.

 

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Denge : Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.

Diğer dillerde Applikat ekseni anlamı nedir?

İngilizce'de Applikat ekseni ne demek ? : applicate axis