Ayarta nedir, Ayarta ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kendi işinde iyi çalıştığı halde başkasının işinde tembellik eden.

Hayal seven kimse.

Ayarta ile ilgili Cümleler

    Ayart ile ilgili Cümleler

    • Ayartıcıydı.
    • Ali Mary'yi öpme ayartmasına karşı koyamadı.
    • Yılan Havva'yı ayartmıştı.
    • Ali Mary'yi ayartamadı. Mary Tom'un tekliflerini reddetti.
    • O bir ayartmaydı, Mary, ve sen karşı koyamadın.
    • Beni ayartamazsın.
    • Ali Mary'yi ayartıyor.
    • Bu ayartıcı bir fikir.
    • Bir defasında, arkadaşımın sevgilisini ayarttım.
    • Ali ayartmaya karşı koyamadı.
    • Bill ayartmaya direndi.
  • Ali Mary'yi ayartamadı. Mary Tom'un tekliflerini reddetti.
  • Beni ayartamazsın.

Ayarta anlamı, tanımı

Ayart : İki yol kavşağı

Ayar : Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu. Değer, derece. Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü. Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü. Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi.

Ayartabilme : Ayartabilmek işi.

Ayartabilmek : Ayartma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Ayartan : Özümlemede başkasını kendine benzeten sese denir.

Ayartası : Hububat için 20 litrelik ölçek.

Tembellik : Tembel olma durumu, atalet. Tembelce davranış, atalet.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Tembel : İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).

 

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Seven : Tarla ve bağların çevresine çit yapmak için çakılan kazıklar. Tarla ya da bahçe çevresine 3-5 metre aralıklarla dikilen ağaçlar. Sevgi duyan, sevgi dolu kimse, tutkun, âşık.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Kendi : İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz. Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz.

Çalış : Çalma işi.

Hayal : Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya. Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun. İmge. Görüntü. Belli belirsiz görülen şey, gölge.

Seve : Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. Kapı, pencere pervazı.

Kend : Kasaba, şehir.

Çalı : Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki. Olmamış meyve. Bir an, bir ara. Delikli taş. Bahçe. Keçileri kovalama ünlemi. Toprak üstü gövdelerinde sekonder kalınlaşmanın ve odunlaşmanın olduğu, boyları 1-3 m kadar olan, çok yıllık bitkiler. Kimileri bir ağaççık kadar iri olurlarsa da, genellikle bodur, gövdesiz, ancak odunsu, kimi kez dikenli, iklim ve toprak koşullarına göre bir çok türleri olan bitki takımı, bk. çalılık. Saban demirini ökçeye tutturan ağaç. (Taşpınar Aksaray Niğde). Bursa ili, Çalı nahiyesine bağlı bir bölge.

 

Haya : Er bezi.

İyi : İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Yeterli, yetecek miktarda olan.

Diğer dillerde Ayarlık anlamı nedir?

İngilizce'de Ayarlık ne demek ? : gauge