Böğenti nedir, Böğenti ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: böğet].

[Bakınız: büvet].

Su birikintisi, gölcük, bataklık.

Suyun önüne çekilen set, bent.

Böğenti anlamı, kısaca tanımı

Böğe : İri ve zehirli örümcek. Geceleri ışığa gelen ağulu böcek. Bataklıkta yaşayan, zehirli bir böcek. [Bakınız: bö, bô]. Suyun önüne çekilen set, bent

Böğen : Koyun, keçinin bol yeşil ot yediği gün bırakraktığı iri yumuşak pislik, koyunlarda görülen ishal. İçine yağ konulan işkembe. Çocuğun ve hayvan yavrusunun ilk pisliği. Suyun önüne çekilen set, bent.

Birikinti : Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey.

Bataklık : Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.

Bataklı : Bataklığı olan (yer).

Çekilen : Grip hastalığı: Çekilene tutuldum. Ortada çekilen var.

Gölcük : Gölet. Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri.

Böğet : Derin ve durgun su. Su birikintisi, gölcük, bataklık. [Bakınız: büvet]. Taştan veya balçıktan yapılan ve içinde su biriktirilen havuz. [Bakınız: bögeç]. Suyun önüne çekilen set, bent. Küçük bent, su birikintisi. [Bakınız: büğet].

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Batak : Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.

 

Büvet : Gölet. İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe.

Bent : Bağ, rabıt. Gazete yazısı. Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri, bağlam. Kanun maddesi. Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılmış olan set, büğet. Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

Bata : Arapça kökenli battâl: Büyük, işe yaramaz (Erzincan Merkez). Bu yıl: Bâta yağış fazla oldu. Bu kere, bu kez: Bâta unumuz iyi üvündü.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Büve : Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis).

Çeki : Tartı. Odun, kireç vb. ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan, 225,978 kilogram olan ağırlık ölçü birimi. Kadınların başlarına bağladıkları örtü. Üzüntü, sıkıntı.

Set : Toprağın kaymasını veya suyun akmasını önlemek için yapılmış olan kalın duvar. Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. Takım, grup. Seki. Ateşli silahlarda namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. Masa tenisi, voleybol vb. oyunlarda maçın her bir bölümü.

Su : Hidrojenle oksijenden oluşan, sıvı durumunda bulunan, renksiz, kokusuz, tatsız madde, ab. Meyve, sebze vb.nin sıkılmasıyla elde edilen sıvı. Bazı kokulu yaprak veya çiçeklerin imbikten çekilmesiyle elde edilen kokulu sıvı. Kez. Sutaş. Yemeğin sıvı bölümü. Demir araçları ateşte kızdırdıktan sonra, suya daldırılarak sağlanılan sertlik. Bu sıvıdan oluşan kitle, deniz, akarsu.

Diğer dillerde Böcekkapan bitkiler anlamı nedir?

İngilizce'de Böcekkapan bitkiler ne demek ? : carnivorous plant, insectivorous plant