Büngüldek nedir, Büngüldek ne demek
Büngüldek; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bataklık.
Kaynak, pınar.
Suyu bol akan pınar.
Gür kaynak.
Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:
Muş şehri, Erentepe bucağına bağlı bir yer.
Büngüldek kısaca anlamı, tanımı
Büngül : Suyun topraktan kaynayarak çıkması. [Bakınız: büngüldek]. Köşe, bucak. Kışlık kumanya. Tutam (ot hak.). Kaynak, pınar
Erentepe : Antalya şehri, Kumluca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Bingöl şehri, Yamaç nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Giresun şehri, Şebinkarahisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Konya ilinde, Çumra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Muş şehri, Erentepe nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bataklık : Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.
Bataklı : Bataklığı olan (yer).
Kaynak : Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.
Kayna : Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.
Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
Batak : Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak. Kötü durum, içinden çıkılmaz iş. Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış. Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu.
Pınar : Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak. Bu suyun çıktığı yer, kaynak, memba. Çeşme.
Akan : [Bakınız: akar]. Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan!. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar.
Bata : Arapça kökenli battâl: Büyük, işe yaramaz (Erzincan Merkez). Bu yıl: Bâta yağış fazla oldu. Bu kere, bu kez: Bâta unumuz iyi üvündü.
Eren : Ermiş. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse.
Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.
Pına : Örnek. Tavuk, horoz ve benzerleri hayvanların kaçmaması için ayaklarına bağlanan sicim, bez ve benzerleri şeyler. Büyük parça, dilim : İki pına kabak yedim. Tarladan ayrılmış parça. Ayakkabının altına konulan pençe. Üstünde ekmek pişirilen küçük sac. Eski, parça parça.
Buca : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.
Muş : Altı düz, küçük gezinti vapuru. Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Bol : İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
Gür : Bol ve güçlü olarak çıkan veya fışkıran. Bol, verimli, feyyaz.
Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.
Diğer dillerde Bündner oberlandkoyunu anlamı nedir?
İngilizce'de Bündner oberlandkoyunu ne demek ? : bündner oberland sheep

Bu kısımda Büngüldek nedir? Büngüldek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Büngüldek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Büngüldek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.