Bütünleme nedir, Bütünleme ne demek

Bütünleme hakkında bilgiler

Bütünleme, eksik bir şeyi tam hale getirme demektir. Aşağıdaki anlamlara sahiptir.

Bütünleme ile ilgili Cümleler

  • Nisan ayındaki bütünleme sınavında kopya çektim ve okulu bitirdim.
  • Gelecek hafta İngilizcede bütünleme sınavına girmek zorundayım.

Bütünleme tanımı, anlamı:

Getirme : Getirmek işi.

Bütünlemeye kalmak : Bir öğrenci yarıyıl veya öğretim yılı sonunda derslerinde başarısızlığa uğramak, ikmale kalmak.

Bütünleme sınavı : Okullarda başarısız olan öğrenciler için yapılmış olan ek sınav, bütünleme, ikmal imtihanı.

Bütünlemek : Eksiksiz duruma getirmek, tamamlamak. Ufak, bozuk paraları büyük para durumuna getirmek.

Bütünlemeli : Bütünleme sınavına girmesi gereken (öğrenci).

Tamamlama : Tamamlamak işi, tamlama, itmam.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

İkmal : Geri hizmet. Cümlenin, dizenin anlamını sonra gelen cümle veya dize ile tamamlama. Bitirme. Eksik bir şeyi tamamlama, daha iyi duruma getirme, bütünleme.

 

Sınav : Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum. Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılmış olan yoklama, imtihan, test.

Eksik : Az. Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat. Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. İhtiyaç duyulan şey.

Demek : Oranlamak. Herhangi bir kanıya, yargıya varmak. öyle mi. inanılmayan, beklenmeyen durumlarda kullanılan pekiştirme veya şaşma sözü. bir şey anlamına gelmek. Bir dilde karşılığı olmak. Düşünmek. yani, anlaşılan. Ummak. Söylemek, söz söylemek. Erişmek. Bir işe kalkışmak, yeltenmek. Herhangi bir ses çıkarmak. Saymak, kabul etmek. Ad vermek.

Sahip : Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse.

Tam : Gerçek, kusursuz. O sırada, o anda. Eksiksiz, kesintisiz. Amerikan doları. En elverişli, en uygun. Bütün, tüm. Tıpkı. Ehliyetli, yetkin.

Bütünleme : Tamamlama, tam duruma getirme, ikmal. Bütünleme sınavı.

Bütünleme yasaları : (Biçim ruhbilimi) Davranış ve anlıksal süreçlerin olanaklar açısından bütünlüğe, durulmaya ve tamamlanmaya doğru bir eğilim göstermesi ilkesi.

Bütünlemeye kalma : Bir öğrencinin, yarı-yıl ya da öğretim yılı sonunda bir ya da birden çok dersten bir kez daha sınava girmek üzere başarısızlığa uğraması

Diğer dillerde Bütünleme anlamı nedir?

İngilizce'de Bütünleme ne demek? : n. condition

Fransızca'da Bütünleme : (okul) rattrapage [le]; achèvement [le]

Almanca'da Bütünleme : Ergänzung