Badır nedir, Badır ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Karın, göbek: Bağrını badırını açmış, (yalnız olarak kullanılmaz).

Badır kısaca anlamı, tanımı

Badı : Dokuma tezgâhını hareket ettirmeye yarayan tahta ayaklık, pedal. Kaz. [Bakınız: badi]. [Bakınız: bibi]. Şişman, ablak yüzlü, kısa boylu kimse. Pis, kirli. Tembel. Uçlarını koltuk altlarına dayayıp, çatallarına ayak konularak yürünen, bir çift sopadan yapılmış oyun aygıtı. [Bakınız: badahtı]. Çorabın eskimemesi için bezden yapılan terlik. Erkek zenci. Ördek. Kaz ve ördek yavrusu. Hindi. Kaz yavrusu. Dokuma tezgâhlarında kücülerin aşağı yukarı hareket etmesini sağlayan tahta. (Mudurnu Bolu)

Badır badır : Gevezelik, gürültülü, kaba konuşma, şamata, gürültü, patırdı. Eski püskü, yırtık, kılıksız.

Badıra : Çamaşır teknesi. Döşeme kirişi.

Badıralan : Duvarsız, çitsiz, kenarı çevrilmemiş bağ, bahçe, ev v.b.

Badıramba : Arıların çok sevdiği güzel kokulu bir ot.

Badırbayrak : Eski püskü, yırtık, kılıksız: Yine badırbayrak sokağa çıkmış. Darmadağın, karma karışık.

Badırdamak : 1.Söylediği anlaşılmamak, homurdanmak, çok ve lüzumsuz söylenme. Konuşmak, laf etmek, çene çalmak. Çekişmek, kavga etmek. Gürültü yapmak. Söylediği anlaşılmamak, boğuk söylemek.

Badırdaşmak : Söylediği anlaşılmamak, homurdanmak, çok ve lüzumsuz söylenme. Bir kaç kişi hafif sesle konuşmak, fısıldaşmak. [Bakınız: badırdamak].

 

Badırga : Taşçı çekici. Bursa şehrinde, Görükle nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Badırgan : Yaprağı maydanoza benzeyen ve sapı soyularak yenen bir bitki.

Badırgüdür : Gevezelik, gürültülü, kaba konuşma, şamata, gürültü, patırdı.

Badırık : Konuşmasını bilmez, kaba: Osmanın kızı da badırığın biridir. Başına buyruk: Bu çocuk çok badırık olacak. [Bakınız: batırık]. Çok ekşi. Geniş yapraklı bir çeşit ot. İncir ağacının dibinden çıkan sürgünler. Kıyılmış et, bulgur, soğan, domates, maydanoz, biber, hıyar, haşlanmış lahana ve asma yaprağı ile yapılan, çiğ ve soğuk olarak yenen bir çeşit yiyecek, çerez.

Badırık batman ayı : Şubat (Türkmenler arasında).

Badırma : Kıyılmış et, bulgur, soğan, domates, maydanoz, biber, hıyar, haşlanmış lahana ve asma yaprağı ile yapılan, çiğ ve soğuk olarak yenen bir çeşit yiyecek, çerez.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Yalnız : Yanında başkaları bulunmayan. (ya'lnız) Yalnızca. Ama. (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak. Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

Karın : İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Mide. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. İç, gönül, akıl, kafa.

Göbek : İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk. Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim. Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça. Değirmen taşının ortası. Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer. Kuşak, nesil, batın. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı. Yağ bağlamış şişman karın.

 

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

Göbe : Yağda ya da saçta pişirilen sulu hamurdan yapılmış yağlı ya da yağsız ekmek.

Diğer dillerde Bademcik yangısı anlamı nedir?

İngilizce'de Bademcik yangısı ne demek ? : tonsillitis